
Takvimler temmuz ortasını gösterirken, şehirdeki pek çok sergi için de veda turları hız kazandı. 11 Haziran’dan bu yana izleyicileri ağırlayan Serkan Yüksel’in “Yılların Köpüğü” başlıklı kişisel sergisi, 18 Temmuz 2026‘da kapılarını kapatmaya hazırlanıyor. Ziyaret için artık son günlerine adım atan bu seçki, edebiyatın ve görsel sanatların sınır hatlarında dolaşarak, zamana yayılan zihinsel bir birikimi galeri mekanına taşıyor. Başlığını Boris Vian’ın kült metninden ödünç alan ama çizgilerini salt bir illüstrasyonun ötesine geçiren Yüksel; Julio Cortázar ve Samuel Beckett gibi kelime ustalarının dünyasından sızan felsefi artçıları, kendi imge dağarcığıyla aynı potada eritiyor.
Sanatçının üretim pratiğinde kendine yer bulan kafesler, durgun sular, birbirine dolanan kökler ve mimari iskeletler, alışılagelmiş doğrusal zaman algısını sekteye uğratıyor. Yüksel, geçmiş yıllarda ürettiği desen fragmanlarını güncel kompozisyonlarının içine adeta enjekte ederek, dün ile bugün arasında döngüsel bir koridor inşa ediyor. Bu yöntem sayesinde her bir eser, yalnızca şimdiki zamanın anlık bir kaydı olmaktan uzaklaşıp, yıllar boyunca zihinde tortulaşan kaygıların, biriken gözlemlerin ve sessizce büyüyen düşüncelerin ortak bir izdüşümüne dönüşüyor. Karşımızda duran yapı, nihai bir sonuçtan ziyade, zamanın üst üste binerek katmanlaştığı akışkan bir hafıza manzarasını gözler önüne seriyor.
Yüzeylerde boy gösteren figürler; çoğunlukla bir bekleyişin pençesinde kıvranan, sıkışan ya da çevreleyen bitki örtüsüyle genetik bir ortaklık kurarak dönüşen varlıklar şeklinde beliriyor. Kimi sahnelerde bir kafesin fiziki ağırlığını sırtlanan, kimi zaman da yabanıl dikenler ve durgun sular arasında yeni bir forma bürünen bu organizmalar, bireysel bir ruh halinin sınırlarını aşarak kolektif bir çıkmaz sokağa işaret ediyor. Eserlerde sıkça karşımıza çıkan ilaç kutuları, koruyucu yapılar ve organik uzantılar; yaralanma ile şifa bulma, hapishaneye dönüşen korunaklar ve umutla örülü o bitmek bilmeyen bekleyiş arasındaki gerilimi görünür kılıyor. Bu durum, sanatçının uzun süredir üzerine odaklandığı marazi toplum fikrinin, birey ile sistem arasındaki o zayıf ve hassas bağın görsel bir metaforu haline geliyor.
“Yılların Köpüğü”, geçmişte sorulan ama cevabı bugünde de geçerliliğini koruyan çetrefilli soruların bir yeniden karşılaşma alanı. Sıkışmışlık, direnç ve başkaldırı gibi temaların zamanın farklı duraklarında nasıl yeni biçimlerle geri döndüğünü kanıtlayan sergi, izleyiciyi bu döngüsel kronolojiye ortak olmaya çağırıyor. 18 Temmuz’da nihayete erecek olan bu deneyimi yakalamak ve Serkan Yüksel’in zamana meydan okuyan imgeleriyle yüzleşmek için takvimdeki zaman payı hızla tükeniyor; şehrin bu güncel düğüm noktasına uğramak adına elinizi çabuk tutmanızda fayda var.
Mekan:ArtX-İst