Sekiz Bakış, On İki Kilise: Manifesta 16’nın Sergi Haritası

no26Sokak, Teras, Pano, Berlin3 ay önce512 Tıklanmalar

Bir bienalin gücü çoğu zaman katalogdaki rakamlarda gizlenir. Manifesta 16 Ruhr’un rakamı şu: 107 katılımcı, bunların 67’si bu bienal için özel olarak üretilmiş yeni işler getiriyor. Yani ziyaretçinin göreceği şeylerin üçte ikisi, dünyanın başka bir yerinde sergilenmiş bir işin Ruhr’a taşınması değil; doğrudan bu on iki kilise için, bu mahalleler düşünülerek üretilmiş eserler. Bu fark, bir sergiyi turistik bir uğrak olmaktan çıkarıp yerle konuşan bir şeye dönüştürüyor.

Küratörlük neden tek kişiye emanet edilmemiş?

Manifesta 16’nın seçim mekanizması alışılmış bienal modelinden ayrılıyor. Tek bir baş küratör yok; sekiz Yaratıcı Arabulucu var ve bunlar bazen tek başına, bazen de kendi aralarında kuşaklar arası ikili dedikleri ortaklıklar kurarak çalışıyor. Her ekip belirli bir şehre ya da kiliseye atanmış, kendi sanatçı listesini kendi kurmuş. Sonuç, tek bir küratöryel sesin değil, sekiz farklı bakış açısının iç içe geçtiği bir mozaik.

Essen’de bu ikili kombinasyonu en çarpıcı şekilde gösteriyor: Fluxus hareketinin öncü isimlerinden Alman küratör René Block, kendinden çok daha genç bir kuşaktan, Berlin merkezli GROTTO’nun kurucu ortağı Leonie Herweg ile birlikte çalışıyor. İkili, dört mekânda -St. Gertrud, St. Marien, eski bir Frisörsalon ve Rheinischer Platz metro istasyonu dahil- yirmi sanatçıyı bir araya getirmiş: Mona Hatoum, Katharina Fritsch, Alicja Kwade, Ayşe Erkmen, Halil Altındere bu listede öne çıkan isimler arasında.

Bochum’da ise Polonya’nın en etkili küratörlerinden sayılan, eski Zachęta Ulusal Galerisi direktörü Anda Rottenberg, documenta 14 ve Muzeum Susch deneyimine sahip yazar Krzysztof Kosciuczuk ile çalışıyor. Bu ikili, Christ-König, Gethsemane-Kirche ve St. Anna’da yirmi dört sanatçıyı topluyor; Mirosław Bałka ve Luc Tuymans gibi tanınmış isimlerin yanında Pınar Öğrenci ve Mehtap Baydu da bu listede yer alıyor.

Duisburg, Essen ve Gelsenkirchen’i kapsayan üçüncü hat, Avrupa’nın en deneyimli küratörlerinden biri sayılan, British Council Görsel Sanatlar Bölümü’nün eski başkanı ve Londra Hayward Gallery’nin eski direktörü Henry Meyric Hughes ile eleştirmen-küratör Michael Kurtz’un -bienalin kavramsal metnini de yazan isim- ortak işi. On sanatçıyı üç mekâna yayıyorlar; bunlardan biri, Duisburg’daki Kulturkirche Liebfrauen.

Gelsenkirchen’in Türkiye bağlantısı: isimden listeye

Gelsenkirchen’deki üç mekânın küratörlüğünü üstlenen Gürsoy Doğtaş’ın listesi, katılımcı sayısı bakımından da en büyüğü: kırk beş sanatçı. St. Anna artık “Hatay Engin Müzik Salonu”, St. Bonifatius “Ferdane Satır Çay Bahçesi”, Thomaskirche ise “Hava Güleç Oturma Odası” adını taşıyor – üçü de gerçek mahalle sakinlerinin isimleri. Listede Nil Yalter, Mehmet Aksoy, Cana Bilir-Meier, Hava Güleç, Mehmet Güler, Abuzer Güler, Nejla Gür, Yıldız Tüzün, Serpil Yeter, Hanefi Yeter gibi Türkiye kökenli sanatçılar yer alıyor; bu isimler, 1960’lardan başlayan işçi göçünün Ruhr’daki izini doğrudan sahneye taşıyor. Bu bağlantı yalnız Gelsenkirchen’le sınırlı değil: Essen ekibinde Halil Altındere ve Ayşe Erkmen, Bochum ekibinde Pınar Öğrenci ve Mehtap Baydu listede yer alarak Türkiye kökenli sanatçı varlığını bienalin dört şehrine yayıyor.

Sekizinci ekip: mimari olarak Yaratıcı Arabulucu

Listenin dışında kalan son isim, aslında bienalin iskeletini kuran kişi: Barselona merkezli mimar Josep Bohigas. Kamusal alan ve konut tasarımındaki çalışmalarıyla tanınan Bohigas, “İlk Yaratıcı Arabulucu” sıfatıyla bienalin Kentsel Vizyon sürecini yönetiyor ve Gelsenkirchen’deki St. Josef ile Bochum’daki St. Ludgerus’ta dört sanatçıyla -CaboSanRoque, Curro Claret, Dúo Barber-Palacios, Penique Productions- çalışıyor. Bohigas’ın katkısı bir sergi metni değil, binaların kendisinin nasıl yeniden kamusal hayata açılacağına dair bir çerçeve.

Sonuçta ortaya çıkan tablo, klasik bir bienal kataloğundan oldukça farklı okunuyor: sekiz farklı bakış, on iki farklı bina, yüz yedi farklı biyografi. Her biri kendi şehrinin, kendi mahallesinin, hatta kendi sokağının hikâyesini taşıyor ve bu yüzden Manifesta 16’yı gezmek, tek bir sergiyi değil, art arda sıralanmış sekiz farklı bakış açısını dolaşmak gibi bir şey.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3