
Çeyrek asır boyunca sadakatle çalıştığı kâğıt fabrikasından bir kalemde çıkarılan, kendi halinde mutlu bir aile babası… Yeniden iş bulup hayatını düzene sokabilmek için aklına gelen “en kesin” çözüm ne olabilir? Rekabeti kelimenin tam anlamıyla ortadan kaldırmak.
Çağdaş sinemanın biçimci ustası Park Chan-wook, Venedik Film Festivali’nin ana yarışmasında prömiyerini yapan yeni filmi No Other Choice (2025) ile seyirciyi tam da bu sınırda, absürt ile tekinsiz arasındaki o ince çizgide karşılıyor.
Görsel estetiği kapkara bir mizahla harmanlayan bu özel yapım, sanatçı Autumn Knight’ın I Can’t Complain başlıklı sergisine eşlik etmek üzere hazırladığı film programının en dikkat çekici durağı. Knight’ın sergideki temel izleklerinden biri olan “sitem ve şikâyet” kavramını odağına alan seçki; insanın hüsranını, çaresizliğini ve emek mücadelesini mizahın arkasına gizleyerek dışa vurma biçimlerini sorguluyor. İşini ve itibarını yeniden kazanmak için sınırları zorlayan karakter, Knight’ın kurduğu kavramsal diyalogla perde önünde birebir örtüşüyor.
Park Chan-wook’un her bir karesi titizlikle işlenmiş sinematik evreninde, sistemin kenara ittiği bir insanın girdiği bu tuhaf çıkmazı izlemek hem sarsıcı hem de büyüleyici bir deneyim sunuyor. 21 Ekim akşamı salonun loşluğunda, mizahtan beslenen ama altında ezici bir çaresizlik barındıran bu hikâyeye beyazperdede tanıklık etmek için şimdiden sabırsızlanıyoruz.






