Paula Rego ve Çizginin Şiddeti: Victoria Miro’da “Story Line”

TowerLondraSokak3 saat önce20 Tıklanmalar

Paula Rego, kendini hiçbir zaman o bildik, havalı ressam sıfatıyla tanımlamadı. İngilizcedeki o resmî draughtsman kelimesini de elinin tersiyle itip kendi terimini uydurmuştu: Drawrer. Dilbilgisi kurallarını hiçe sayan, kulağa biraz tuhaf gelen bu kelime, aslında onun sanatına dair en çıplak gerçeği fısıldıyor. Rego için çizmek, tuvale geçmeden önce yapılan masum bir hazırlık aşaması değil; düşünmenin, deşmenin ve hesaplaşmanın ta kendisiydi.

Victoria Miro’nun Wharf Road’daki o dingin mekânına yayılan “Story Line”, bugüne kadar açılmış en kapsamlı Paula Rego çizim sergisi. 1950’lerden sanatçının 2022’deki ölümüne dek uzanan bu devasa seçkide; kalemden mürekkebe, pastelden kömüre kadar her bir malzemenin farklı bir dönemin öfkesini veya aciliyetini nasıl sırtlandığını görüyorsunuz. Serginin küratörlüğünü bizzat oğlu Nick Willing’in üstlenmiş olması ise mekândaki o ağır mahremiyet hissini her köşede hissettiriyor.

Galeriye ilk adımınızı attığınızda sizi devasa, sarsıcı bir şaheser değil; aksine dokuz yaşındaki küçük Paula’nın büyükannesini çizdiği sararmış, minik bir kâğıt karşılıyor. Kâğıdın ayak ucundan adeta bir fişek gibi fırlayan o imza ve tarih, daha o yaşta bile ne kadar korkutucu bir ciddiyete ve profesyonel bir içgüdüye sahip olduğunun kanıtı. Zaten sergi bu çocukluk çizimiyle usulca başlayıp, yıllar sonra kendi torununu resmettiği o ağırbaşlı çalışmalarla son buluyor. Aradaki o yetmiş yıllık mesafe, basit bir kronolojiden ziyade, kanlı canlı ve oldukça zorlu bir hayat manzarasını önünüze seriyor.

Ancak asıl sarsıntıyı üst kata çıktığınızda yaşıyorsunuz. Atmosfer aniden ağırlaşıyor, çalışmalar büyüyor ve o tanıdık peri masalı illüstrasyonlarının arkasına saklanmış bunaltıcı içerikler yüzünüze çarpıyor. She Doesn’t Want It, Cringe II ve elbette 1998’deki o meşhur Portekiz kürtaj referandumuna verdiği o içe kapanık, kapkara karakalem yanıt… Açıkçası bu işlerin karşısında öyle rahat rahat, elleriniz cebinizde duramıyorsunuz; zaten Rego da tam olarak bunu hedefliyor. Grafit ve konté ile yaratılan bu sahneler, izleyiciyi hem cezbeden hem de köşeye sıkıştıran tuhaf bir çekime sahip.

Eskiz defterleri, mektuplar ve kişisel notlarla örülmüş bu sergide dolaşırken, Rego’nun bir köşeye iliştirilmiş şu sözü aklımdan hiç çıkmadı:

“Bir şey çizerken o çoğunlukla başka bir şeye dönüşüyor ve sen de onunla birlikte gidiyorsun. Tamamen farklı bir yönde gelişiyor, organik ve elle yapılıyor. El onu değiştiriyor.”

Çıkışta galeri mağazasına uğrarsanız, Nick Willing’in hazırladığı o enfes kitaba mutlaka göz atın derim; Rego’nun o tekinsiz ama muazzam zihnine içeriden bakmak isteyen herkes için kusursuz bir kaynak.

Wharf Road taraflarına yolunuzu düşürüp bu büyük ustanın yetmiş yıllık çizgisini takip etmek için önünüzde sadece iki haftalık bir süre kaldı.

(Sergi 23 Mayıs’a kadar, Salı-Cumartesi günleri arasında Victoria Miro’da görülebilir.)

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3