
Londra’da Frieze Haftası’nın o baş döndürücü temposu Mayfair kaldırımlarına yayılırken, No.9 Cork Street’in sergi salonuna adım atmak, ekran ışığıyla aydınlatılmış tekinsiz bir rüyaya dalmak gibi. New York merkezli P·P·O·W galerisi, Londra’daki bu ilk uluslararası pop-up sunumunda Amerikalı ressam Robin F. Williams’ın Birleşik Krallık’taki ilk kişisel sergisi Act Naturalı (Doğal Davran) izleyiciyle buluşturuyor. 24 Ekim 2026 tarihinde sona erecek olan sergi, adıyla bile daha girişte izleyiciyi yakalıyor: Bir kameranın karşısında ya da bir algoritmanın gözetiminde donup kalan modern insana fısıldanan o imkânsız komut: “Doğal davran.”
Williams, 2018’den bu yana akıllı telefonlarımızdan oturma odalarımızın köşelerine yerleşen Siri ve Alexa gibi kadın sesli sanal asistanların kültürel kodlarını mercek altına alıyor. Sanatçı bu yeni seçkide, korku filmi estetiğini ve yapay zekânın yükselişiyle kabaran toplumsal kaygıyı harmanlayarak 18. yüzyılın gothic sublime kavramını ekran çağına taşıyor. Geçmişte azgın fırtınalar, devasa kanyonlar ya da denetlenemez doğa karşısında hissedilen o dehşet ve hayranlık karışımı ürperti, Williams’ın fırçasında aklın sınırlarını zorlayan algoritmik güçlerin karşısında yeniden biçim buluyor.
Serginin merkezinde duran Language Model (2026) tuvalinin karşısına geçtiğinizde, bu melez varoluşun gerilimi mekânı sarıyor. Çalkantılı, girdap gibi dönen koyu bir akıntının ortasında asılı kalan kadın figürü; romantizm ile dehşetin, doğum ile ölümün, yaşayan bir beden ile yapay bir modelin tam sınırında sendeliyor. Hem doğanın bir parçası gibi hem de ondan tamamen koparılmış. Tuvallere sinematik bir tekinsizlik katan temel soru da burada düğümleniyor: Kadrajdaki bu figür etten kemikten bir kadın mı, yoksa devasa veri setlerini tarayarak “insan gibi hissetmeyi” taklit eden bir dil modeli mi?
Hemen bitişikteki duvarlarda sergilenen Infinite Scroll ve I Am Not a Robot ise dijital bağımlılığın fiziki bedenimizde bıraktığı tortuları acımasız bir incelikle ifşa ediyor. Will Barnet’in 1970 tarihli Okuyan Kadın (Woman Reading) kompozisyonuna selam duran Infinite Scroll, gerçekliği ikiye bölüyor: Bir yanda sapsarı, asidik tonlar ve pürüzlü dokularla örülü solgun fiziksel dünya; diğer yanda sonsuz bir döngünün içine hapsedilmiş, canlı renklerle parlayan pürüzsüz bir dijital ekran. Saçları Medusa’nın yılanları gibi kıvrılan figürün gözbebeği, dikkatle bakıldığında bir akıllı telefonun köşeli formunu alarak mutasyona uğruyor.
I Am Not a Robot ise sanat tarihine uzanan referanslarıyla çağdaş bir ikonaya dönüşüyor. Sandro Botticelli’nin Madonna della Melagrana’sından Hilma af Klint’in soyut mistisizmine ve Paul Klee’nin Senecio’suna uzanan görsel katmanlar, tuvalde tek bir bedende eriyor. Bu modern Madonna’nın parmak uçları, ekranı durmaksızın aşağı kaydırmanın yarattığı kan basıncıyla akkor bir turuncuyla parlıyor. Günde onlarca kez tıkladığımız “Ben robot değilim” doğrulama kutucuğu, ekrana temas etmekten parmakları sızlayan insanın iç çekişine dönüşüyor.
Galerinin diğer köşesine adım attığınızda ise anlatı kuantum fiziği ve aşkınlıkla buluşuyor. Einstein’ın kuantum dolanıklığını anlatırken kullandığı meşhur “uzaktan tekinsiz etki” tabirine göz kırpan Spooky Action at a Distance (2026), yemyeşil bir su birikintisinde birbirine dolanmış iki bedeni betimliyor. Williams, resim yapma pratiğini ve sanat tarihini de bir tür “dolanıklık” olarak görüyor; Agnes Pelton ve Transcendental Painting Group’un fiziksel dünyanın ötesine geçmeyi amaçlayan ruhani manzara anlayışına fırça sallıyor. Tablo, yalnızca iki bedenin temasını değil, mekânlar ve zamanlar arasında görünmez bağlarla birbirimize nasıl kenetlendiğimizi anlatan açık bir geçit gibi işliyor.
Büyük ölçekli yağlıboya ve akriliklerin yanında sergilenen guaj kâğıt işler (Hand Eye Coordination, Optimized Angels) ve sergiye eşlik eden fanzin, sanatçının popüler kültürle sanat tarihini harmanladığı görsel zihnine kapı aralıyor.
Act Natural, doğallığın çoktan bir performansa dönüştüğü, etten kemikten olanla pikselden ibaret olanın birbirine karıştığı günümüz dünyasında bizi kendi yansımamızla yüzleştiriyor. 24 Ekim’e kadar Londra’daysanız, No.9 Cork Street’e uğrayıp Williams’ın bu ekran parlaklığındaki gotik evrenine mutlaka göz atın.






