
Sürekli bir kriz durumunun norm haline geldiği bir çağda yaşıyoruz. Pandemilerin, tırmanma potansiyeli yüksek savaşların ve geri dönülemez iklim felaketlerinin gölgesinde bir yandan “oyun bitti” hissi hakimken; diğer yandan günlük hayatın rutinlerine körü körüne sarılan bir “hiçbir şey olmamış gibi yapma” modu hüküm sürüyor.
Felsefeci Srečko Horvat’ın “apokaliptik fetişizm” ve “fetişist inkar” olarak tanımladığı bu iki çelişkili ruh hali, medya sanatçısı Bjørn Melhus’un Berlin’deki silent green Kulturquartier (Betonhalle) alanında gerçekleşen devasa solo sergisi “LOST IN FINITY” ile yüzleşiyor. 17 Temmuz – 23 Ağustos 2026 tarihleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilen sergi, izleyiciyi 20. ve 21. yüzyılın kolektif bilinçdışında tekinsiz bir yolculuğa çıkarıyor.
Melhus, Betonhalle’nin endüstriyel atmosferini son 35 yıllık sanatsal üretiminden çekip aldığı parçaları yeniden kurguladığı devasa bir ses ve görüntü devresine dönüştürüyor. Dini sembollerin popüler kültürün felaket senaryolarıyla ve teknolojik “kaçış” stratejileriyle çakıştığı sergi, trajikomik olduğu kadar melankolik bir sorgulama alanı açıyor.
Serginin kavramsal merkezinde, sanatçının Roma’daki Deutsche Akademie Villa Massimo misafir sanatçı programı sırasında ürettiği ve Berlin’de ilk kez sergilenen “REVELATION” (2024) adlı video çalışması yer alıyor. İncil’deki Vahiy bölümünün (Book of Revelation) mistik motiflerini günümüzün görsel kodlarıyla buluşturan yapıt; resimsel, büyüleyici ve hipnotik bir anlatı kuruyor. Melhus, antik kentin sunduğu kıyamet imgelemini çağdaş tehditlerle birleştirerek hareketli bir illüzyon evreni yaratıyor.
Bjørn Melhus’un 30 yılı aşkın pratiğinde geliştirdiği en özgün yaklaşım, kendi sesini hiçbir zaman kullanmamasıdır. Sanatçı; Hollywood filmlerinden, televizyon dizilerinden ve YouTube videolarından topladığı hazır ses örneklerini (vocal samples) ritmik bir kolaj halinde kurgular.
İzleyici sergi boyunca kısa video döngülerinin, monolog fragmanlarının, gezegen görüntülerinin ve uzay projeksiyonlarının yönlendirdiği rüya gibi bir anlatı içinde ilerler. Melhus, kitle iletişim araçlarının kalıplarını parçalayıp yeniden inşa ederek izleyicinin medya ile kurduğu ilişkiyi sorunsallaştırır; basitleştirmeye ve küresel kültürel homojenleşmeye karşı açık bir direnç sergiler.
“LOST IN FINITY” yalnızca bir sergi olmanın ötesinde, zengin bir sinema ve performans programıyla destekleniyor:
Sinema Seçkisi (Açık Hava): Sergi kapsamında Lars von Trier’in apokaliptik dramı Melancholia (2011), Joshua Oppenheimer’ın kıyamet sonrası müzikali THE END (2024) ve klasik The Wizard of Oz (1939) gibi yapımlar çim alanda gösteriliyor.
Sanatçı Söyleşileri: Vanina Saracino ve Dr. Susanne Kaufmann-Valet gibi isimlerin katılımıyla kıyamet anlatıları, popüler kültür kaynakları ve sinematik referanslar üzerine söyleşiler kurgulanıyor.
Kapanış Performansı (23 Ağustos): Melhus’un sergiyi noktalayacak olan “DEADLY FRUITS – From Earth Rise to Weltuntergang” başlıklı ders-performansı (lecture performance), dünyanın sonu anlatılarını içeriksel bir derinlikle sonlandıracak.
Mekân: silent green Kulturquartier (Betonhalle) – Gerichtstraße 35, 13347 Berlin
Tarihler: 17 Temmuz – 23 Ağustos 2026 (Pazartesi kapalı)
Giriş: Ücretsiz
Aura: Trajikomik, ritmik, klostrofobik, pop-kültür eleştirisiyle dolu ve hipnotik bir kıyamet simülasyonu.