Kalliopi Lemos’un A Tide of Roses Sergisi

TowerSokakLondra46 dakika önce11 Tıklanmalar

Gazelli Art House, Londra · 27 Mart – 16 Mayıs 2026

Kalliopi Lemos, zamanında Atina’da bir köprünün altında, içinde bir zamanlar umut taşıyan terk edilmiş bir göçmen botu bulmuştu. O botu alıp anıtsal bir heykele dönüştürdü ve Londra sokaklarına, müzelerin avlularına, bienallerin koridorlarına taşıdı. Sanat tam da bu hareketliliği mümkün kılıyor: Tarih donup kalmıyor; aksine, göçün ve yerinden edilmenin o ağır yükü form değiştirerek yeniden aramıza katılıyor.

Sanatçının neredeyse otuz yıla yayılan üretimini bir araya getiren “A Tide of Roses” (Güllerin Gelgiti), yepyeni resimler ile kariyerinin kilit noktalarındaki heykel çalışmalarını ortak bir kavramsal çerçevede sunuyor. Kişisel anılar, kadim mitoloji ve kadın bedeninin zaman içindeki sosyolojik dönüşümü, bu seçkinin üzerine inşa edildiği üç temel ekseni oluşturuyor.

Lemos’un pratiğini çağdaşlarından ayıran en belirgin özellik, malzeme ile anlam arasında kurduğu o sarsılmaz ama hiçbir zaman didaktik (öğretici) olmayan ilişki. Bir tekne, bir çelik korse ya da kesilmiş devasa bir saç örgüsü… Bunlar Lemos’un ellerinde sıradan nesneler olmaktan çıkıyor; her biri ağır bir tarih taşıyor, görünmez bir bedenin izini saklıyor. Mitoloji burada eseri süsleyen dekoratif bir unsur olarak değil; doğrudan bedeni, zamanı ve varoluşu düşünmek için icat edilmiş güçlü bir dil olarak işliyor.

Londra’nın kamusal mekânlarına bıraktığı güçlü izlerle de tanınan bir sanatçı o: Golden Square’deki devasa korse heykeli, Frieze Heykel Parkı’ndaki anıtsal saç örgüsü ya da Greenwich’e yerleştirdiği o ikonik topuklu ayakkabı… Lemos, sanatını sadece galerinin steril duvarları arasına hapsetmeyen, sokağa ve sivil hayata taşıran ender isimlerden biri. “A Tide of Roses” da işte bu devasa birikimin üzerine inşa ediliyor; hem geçmişe dönük retrospektif bir özet sunuyor hem de sanatçının pratiğindeki yepyeni bir dönüşümün ilanını yapıyor.

Bir gül dalgası… Hem büyüleyici hem de boğucu, hem son derece romantik hem de tehlikeli derecede taşkın. Serginin bu şiirsel başlığı, aslında içerdeki eserlerin o ikili doğasını da kusursuzca özetliyor: Bakışınızı anında cezbeden, ancak yaklaştıkça sizi için için rahatsız eden bir estetik.

Londra’daysanız ya da yolunuz düşecekse kaçırmayın; sergi 16 Mayıs’ta kapanıyor.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3