
Gündelik hayatın görünmez ağları gibi etrafımızı saran toplumsal normları, bizden hep uygun davranmamızı bekleyen o yazılmamış kuralları ne kadar sıklıkla sorguluyoruz? İstanbul’un dinamik sanat merkezlerinden biri olan EArt Galeri, Akaretler’deki yeni mekânında tam da bu kurallara ve dayatılan beklentilere cesurca meydan okuyan, zihin açıcı bir grup sergisine ev sahipliği yapıyor: “Usulüne Uygun Değil”. 14 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek olan bu sergi, izleyiciyi kendi konfor alanından çıkararak toplumsal kalıpları yeniden düşünmeye davet ediyor.
Ekin Keser, İlayda Çorlu ve İlhak Altıparmak gibi genç ve dinamik sanatçıların çarpıcı yapıtlarını bir araya getiren sergi, günlük yaşamın akışı içinde çoğunlukla fark etmeden kabul ettiğimiz uygunluk mekanizmalarını odağına alıyor. Sergi; aile yapısından aidiyet duygusuna, toplumsal cinsiyet rollerinden bireysel özgürlük sınırlarına kadar pek çok kemikleşmiş kavramı, alışılagelmişin dışındaki formlar ve estetik dillerle masaya yatırıyor. Alandaki her bir eser; bir normun kırıldığı, yapısal bir beklentinin aşındığı ve tek tipleşmeye karşı bireysel ifadenin bayrak açtığı o özgürlük anlarını temsil ediyor.
“Usulüne Uygun Değil”, sanatın sadece göze hitap eden estetik bir haz nesnesi olmanın ötesine geçerek; güçlü bir eleştiri aracı ve kişisel bir özgürleşme alanı olabileceğini açıkça kanıtlıyor. Sergideki sanatçılar, ürettikleri formlarla izleyiciyi can alıcı sorularla baş başa bırakıyor: “Modern dünyada gerçekten ne kadar özgürüz?” ya da “Toplumsal beklentiler kimliğimizi ne kadar şekillendiriyor?”
Sanatçıların tuvallerde ve mekânsal yerleştirmelerde kullandıkları farklı teknikler ile sıra dışı malzemeler, bu sorgulamanın çok boyutlu yapısını görsel olarak daha da somutlaştırıyor.
EArt Galeri’deki bu özel seçki; sanatın dönüştürücü ve sarsıcı gücüne inanan, sınırları zorlamaktan çekinmeyen ve dünyaya yeni pencerelerden bakmak isteyen herkes için kaçırılmaması gereken bir durak. 14 Haziran’da kapılarını kapatacak olan sergi, sanatın sadece güzellik arayışı değil, aynı zamanda derin bir cesaret ve sorgulama pratiği olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor.






