
Sıradan bir koli kutusu; bantları söküldükten sonra kenara atılan, içindekini adrese ulaştırdığı anda işlevini yitiren geçici bir hacimden ibarettir. Ukraynalı sanatçı Illya Goldman Gubin ise bu mütevazı endüstriyel malzemeyle tamamen bedensel, neredeyse heykelsi bir temas kurarak ona ikincil ve kalıcı bir ömür biçiyor. Bottega Veneta’nın Yaz 2027 defilesi için hazırladığı özel tabure serisinde Gubin, mukavva kutuları doğrudan kendi vücut ağırlığı ve sarılışıyla büküp biçimlendirerek koleksiyonun görsel omurgasına dönüştürüyor.
Süreç, malzemenin direncini kırma eylemiyle başlıyor. Sanatçı, ham karton kutuları elleriyle katlıyor, göğsüyle sıkıştırıyor ve bedensel gücüyle ezerek her birine tekil bir form kazandırıyor. Bu ham fiziksel karşılaşmanın ardından ortaya çıkan strüktürler, reçine ve fiberglas katmanlarıyla dondurularak strüktürel bir dayanıklılığa kavuşturuluyor. Fakat sertleşen katmanın altında, o ilk temasın tüm izleri—kıvrımlar, derin ezikler, rastlantısal çöküntüler—görünürlüğünü koruyor.
Tasarımın kurgusunda göze çarpan esas dokunuş, modaevinin köklü zanaat mirasıyla kurulan bağda saklı. Kutuların birbirine kenetlenen kapak yapısı ve katlama hatları, Bottega Veneta’nın simgeleşmiş Intreccio deri dokuma tekniğindeki fettucce şeritlerinin ritmini çağrıştırıyor. Gubin, mukavvanın kendi doğal eklem yerlerini bozmadan birbiri içine geçirerek endüstriyel bir ambalaj ile lüks deri zanaatı arasında beklenmedik bir diyalog kuruyor.
Bir zamanlar cansız bir nesneyi taşımak üzere üretilmiş geçici bir kutu, bu dönüştürücü eylem sayesinde artık insan bedenini taşıyan fonksiyonel bir oturma elemanına dönüşüyor. Sertleşmiş koruyucu kabuğun altından hâlâ okunan ham dokusu ve her biri diğerinden farklı yüzey izleriyle bu tabureler; seri üretimin tektipliğine karşı, bedensel temasın nesne üzerinde bıraktığı biricik imzayı sergiliyor.






