
Kültür sanat dünyasında bir ülkenin ruhunu, renklerini ve ortak görsel hafızasını tek başına inşa eden çok az sanatçı vardır. Gazelli Art House Bakü, Azerbaycan resim sanatının 20. yüzyıldaki en görkemli ve etkileyici figürlerinden biri olan Mikayil Abdullayev (1921–2002)’in kapsamlı bir retrospektifine ev sahipliği yapıyor. “The Light of Distant Roads” başlığıyla sanatseverlerle buluşan bu büyük solo sergi, usta sanatçının elliden fazla tablosunu ve kağıt üzerine çalışmalarını bir araya getiriyor. Üstelik seçkinin en heyecan verici yanı, içerideki birçok eserin tarih boyunca ilk kez gün yüzüne çıkıyor olması.
Azerbaycan’ın kendi kimliğini nasıl gördüğünü, topraklarına hangi gözle baktığını Abdullayev kadar derinden şekillendiren bir başka isim bulmak zordur. Sanatçı, Sovyet döneminin o tek tip ideolojik baskısına meydan okurcasına, yarım asır boyunca ülkesinin görsel kimliğini adeta baştan tanımladı. Ufka doğru uzanan uçsuz bucaksız tarlalar, Abşeron’un o kendine has kuru ve keskin ışığı; toprağı işleyen çiftçiler, su taşıyan genç kızlar ve analar onun fırçasında ölümsüzleşti. Bu imgeler sadece birer manzara fonu değil, nesillerin kendi vatanlarını tanıyıp bağ kurduğu ortak bir aidiyet albümüdür. Öyle ki, resimlerine baktığınızda kurgulanmış bir tablodan ziyade, genlerinize kazınmış bir anıyı hatırlıyormuş hissine kapılıyorsunuz.
Geleneksel yaşamı ve coğrafyanın karakterini tuvale aktarma konusundaki dehasıyla tanınan Abdullayev, modern Azerbaycan resim dilinin sarsılmaz temellerini attı. Eserlerinin en belirgin imzası, doğup büyüdüğü topraklara duyduğu o köklü ve samimi bağlılıktır. Günlük hayatın sadeliğini, emeğin kutsallığını ve kültürel ritüelleri büyük bir zarafetle işlerken, lirik bir duyarlılık ile güçlü bir ulusal kimlik bilincini kusursuz şekilde dengelemeyi başardı. Tam da bu yüzden, fırçasından çıkan her renk ve doku, bugün bile kuşaklar arasında güçlü bir köprü kurmaya ve insanı kalbinden yakalamaya devam ediyor.
Ancak işin en büyüleyici paradoksu burada başlıyor: Abdullayev’in zihnindeki bu güçlü “ev ve memleket” imgesi, aslında evden çok uzaklarda, yollarda şekillendi. Moskova’da Sergei Gerasimov’un tedrisatından geçen sanatçı, hayatı boyunca sınırları aşan uzun seyahatlere çıktı. Otuz yıl boyunca defalarca döndüğü Hindistan’dan İtalya’ya, Vietnam’dan Kırım’a kadar uzanan bu yolculuklar, onun görsel algısını ve fırçasını sıra dışı bir keskinliğe ulaştırdı. Serginin adı olan “Uzak Yolların Işığı”, tam olarak bu sanatsal alışverişe işaret ediyor. Dünyanın öbür ucunda bulduğu o parlak ve yalın ışığı, memleketine döndüğünde kendi topraklarını aydınlatmak için kullandı. Sanatçı geniş dünyayı da, canı gibi sevdiği vatanını da aynı sarsılmaz, hayranlık dolu ve berrak bakışla resmetti.
Uzun yıllar sonra Bakü’de düzenlenen bu ilk kapsamlı Mikayil Abdullayev sergisi, Azerbaycan sanat tarihinin mihenk taşlarını yeniden keşfetmek isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat. NO-26 olarak notumuz: Eğer bugünlerde yolunuz Bakü’ye düşerse, Lev Tolstoy Caddesi’ndeki Gazelli Art House’a mutlaka uğrayın. Daha önce hiç sergilenmemiş bu nadide eserlerin arasında yürürken, uzak yolların ışığının bir sanatçının ruhunda nasıl bir memleket sevdasına dönüştüğüne bizzat tanıklık edin.