Günün Müzik Keşfi: THE MARÍAS ve Submarine

PlakPikap1 saat önce14 Tıklanmalar


Bazen bir albümün ardındaki hikayeyi bilmek, o şarkıları dinleme biçiminizi tamamen değiştirir. The Marías’ın 2025 çıkışlı ikinci stüdyo albümü Submarine tam olarak böyle bir eser. Albümün çekirdeğinde güzel ama sarsıcı bir gerçek yatıyor: Grubun kurucuları María Zardoya ve Josh Conway’in sadece romantik değil, kişisel ortaklıklarının da sona ermesi.

Müzik tarihi bu tarz kırılmalarla doludur. Fleetwood Mac’in bitmek bilmeyen draması veya ABBA çiftlerinin sessiz vedaları… Ayrılık çoğu zaman yıkıcıdır, evet; ancak sanatçılar için bazen en filtresiz, en özgür üretim alanını yaratır. María ve Josh da tam olarak bunu yapmışlar: Ayrılmışlar ve bugüne kadarki en iyi albümlerini kaydetmişler.

“Submarine”, yani denizaltı, bu ruh halini özetleyen muazzam bir metafor. Derinlerde, yüksek basıncın ortasında ama yüzeyin o yorucu gürültüsünden tamamen izole, kendi kurallarıyla işleyen sessiz bir dünya. Albümü dinlerken kendinizi bu ağırlıksız ortamda buluyorsunuz. María’nın o fısıltı benzeri, narin sesi etrafınızda süzülürken, Conway’in inşa ettiği ritimler okyanus dalgaları gibi usulca yükselip alçalıyor. Ortaya çıkan müzik hem derinden hüzünlü hem de tuhaf bir şekilde özgürleştirici.

Albümün kalbi hiç şüphesiz “No One Noticed”. Yavaşça inşa edilen, Jesse Perlman’ın tremolo efektli gitar solosuyla zirveye ulaşıp sönümlenen bu şarkı, grubun Grammy sahnesine taşıdığı haklı gururu. Ancak Submarine’in asıl derinlik sarhoşluğunu “Calling U Back” ve “Toma Mi Amor” gibi geri planda kalmış incilerinde hissediyorsunuz. María’nın Porto Riko köklerinden beslenen, İngilizce ve İspanyolca arasında zahmetsizce geçiş yapan bilingüal (iki dilli) yapısı, bu soğuk denizaltı atmosferine o tarif edilemez Akdeniz/Latin sıcaklığını üflüyor.

Prodüksiyon anlamında da Submarine büyük bir zafer. Atlantic Records ile imzaladıkları büyük anlaşmaya rağmen müziklerindeki o bağımsız ve ev yapımı ruhu korumayı başarmışlar. Albümün dokusunda Fleetwood Mac’in psychedelic dönemlerindeki o dalgalı havayı, Mazzy Star’ın yoğun melankolisini ve Latin popunun o baştan çıkarıcı ritmik cazibesini aynı potada erimiş olarak bulabiliyorsunuz.

Coachella sahneleri, Billie Eilish turnesi, Lollapalooza… The Marías artık sadece Los Angeles kulüplerinin “en iyi saklanan sırrı” değil. Ama müziklerine olan yaklaşımları, yıllar önce yola çıktıkları o ilk günkü kadar organik ve dürüst. Grammy adaylıkları onları devasa bir “pop makinesine” dönüştürmedi; sadece o narin seslerinin daha geniş denizlerde yankılanmasını sağladı.

Kırık bir kalpten nasıl böyle pürüzsüz bir müzik çıkar diye merak ediyorsanız, Submarine ile sulara dalın. Eğer bu atmosfer sizi büyülerse, 2021 yapımı Cinema albümüne geri dönmeyi ve Bad Bunny ile yaptıkları “Otro Atardecer”i dinlemeyi unutmayın; María’nın sesi o şarkıda gerçekten bir süpernova gibi parlıyor.

Apartman No:26’dan ufak bir fısıltı: Ayrılığın sadece bir son değil, bazen en güzel başlangıçların hammaddesi olabileceğine inanmak istiyorsanız, kulaklıklarınızı takın ve bu denizaltına binin.

👉 The Marías’ın dünyasına adım at

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3