Günün Müzik Keşfi: Nirosta Steel ve “MY SKYSCRAPER”

PlakPikap2 gün önce171 Tıklanmalar

Arthur Russell’ın uzun yıllar birlikte çalıştığı emektar dostu Steven Hall, Nirosta Steel mahlasıyla nihayet solo sahnenin tam merkezine geçiyor. MY SKYSCRAPER, duyusal art-folk, soluksuz leftfield disko ve deneysel synth-pop ögeleriyle muazzam bir şekilde hayata geçirilmiş, doğası gereği “tamamlanmamış” bir eser. Hem arşivsel bir zafer hem de yılın en heyecan verici ve taze albümlerinden biri.

“Derin Oyun” Felsefesi ve Bir Hayat Yürüyüşü

Nirosta Steel’in arkasındaki isim olan Steven Hall, “derin oyun” kavramını sık sık anar. 18. yüzyıl İngiliz filozofu Jeremy Bentham tarafından ortaya atılan bu terim; hiçbir aklı başında insanın kabul etmeyeceği, imkansız oranlara sahip bir oyunu tanımlar. Amatör ruh ya da inançtan ziyade bu “derin oyun” anlayışı, Hall’un olağanüstü hayat yürüyüşüne yön veren temel ilke olmuştur.

Dul kalan annesini en yakın talibiyle evlenmeye ikna ettikten sonra İskoçya’dan Amerika’ya taşınan Hall; Allen Ginsberg’den şiir, Chögyam Trungpa’dan (“ilk düşünce, en iyi düşüncedir” fikrini popülerleştiren usta) Budizm eğitimi aldı. En nihayetinde ise hayatının yaratıcı ortağını merhum Arthur Russell’da buldu. Hall, bu “derin oyun” tutkusunu Russell ile paylaştı ve bu felsefe zamanla birlikte kaydettikleri sayısız eserin ruhu haline geldi. Zaten müzik, oyun fikrinin zamana yayılmış halinden başka nedir ki? Bir sanatçının, ortaklarının ve dinleyicinin sesin sınırlarını sınamak için kurduğu ortak bir komplo… Tone Glow’a verdiği röportajda bunu şöyle özetliyor Hall:

“Provalar, canlı performanslar ve stüdyo kayıtları arasında hiçbir fark olsun istemiyorum. Hepsi tek bir bütün olmalı. Sanki birinden çıkıp diğerine yürüyormuşsunuz ve başından sonuna kadar tek bir partideymişsiniz gibi.”

Oyun oynamak insan doğasının en temel ihtiyacıdır ama maalesef sürdürülebilir bir kariyer inşa etmeye her zaman yetmez. Arthur Russell’ın mirası kitaplar, belgeseller ve arşiv basımlarıyla muazzam bir şekilde yaşatılırken, Hall’un solo üretimleri yıllarca nadir bulunan bağımsız basımların ötesine geçemedi. Cömert bir dost olarak kalmayı seçen Hall, Arthur’s Landing projesiyle Russell’ın mirasını diri tuttu. Ancak kendi solo üretimine odaklanan kapsamlı bir çalışma hiçbir zaman yapılmadı. Şimdi ise ULYSSA etiketiyle güçlerini birleştiren Hall, hak ettiği o gecikmiş başrolü nihayet üstleniyor.

Nirosta Steel imzasıyla karşımıza çıkan ve kırk yıllık bir birikimin ürünü olan MY SKYSCRAPER, tam anlamıyla bir paradoks: Muazzam bir incelikle işlenmiş ama doğası gereği tamamlanmamış bir eser; hem arşivsel bir zafer hem de yılın en heyecan verici yeni albümlerinden biri. Devasa bir yeteneğin küçük ama yoğun bir özeti olan albüm, Aşağı Manhattan’ın artık dünyadan silinmek üzere olan o köklü queer ruhunu son derece canlı bir şekilde yansıtıyor. MY SKYSCRAPER, Steven Hall’u sadece Russell’ın en değerli suç ortağı olarak tescillemekle kalmıyor, onun başından beri Russell ile eşit bir müzikal deha olduğunu kanıtlıyor.

Dans Pistinden Minimalist Ağıtlara

MY SKYSCRAPER, her şeyden önce bir parti albümü; ancak partinin mekanı, davetlileri ve atmosferi şarkıdan şarkıya değişiyor. Madonna için yazılmış bir demo olarak başlayan “English Party” gibi eğlenceli ve dolaysız parçaların hemen ardından Hall, izleyiciye bir öncekinden daha tuhaf ve “kirli” ters köşeler fırlatıyor. David Byrne veya Jonathan Richman ile aynı lige koyabileceğimiz stark bir ses icrasına sahip. Sesindeki o çekici ve çapkın tını, müstehcen şarkılarını neredeyse edepsiz bir boyuta taşıyor. *”Yhema”*daki ısrarcı falseto övünmeler veya *”Mohan (Mandarin Version)”*daki Çin operası vokalleri gibi saçmalığın sınırında dolaşan anlarda bile Hall, bir anda yön değiştirip sizi yeniden baştan çıkarma konusunda mucizevi bir yeteneğe sahip.

Balearik disko hazinesi “Boss Trix (Benny’s Song)”, flörtöz gitarlar ve bastırılmış yaylılar eşliğinde “Her şey dökülüyor / Barışın ve aşkın kutsamaları!” sözleriyle yükseliyor. Şarkı, Hall’un erkek arkadaşından ilham alınarak yazılmış. Budist çifte-olmayanlık (non-dualism) fikrine hafifçe işkence etmek gerekirse; şarkı hem son derece edepsiz hem de inanılmaz derecede komik ve duygulandırıcı.

Zaman Kapsülünde Ses Katmanları

MY SKYSCRAPER’ın büyük bir kısmı, onlarca yıl sonra tekrar ele alınıp ince prodüksiyon dokunuşlarıyla zenginleştirilen şarkı iskeletlerine dayanıyor. Cindy Lee ve Los Thuthanaka’nın yakın dönem klasikleri gibi bu albüm de kendi zaman kapsülünde var oluyor; doğrusal bir gelenek veya ilerleme fikrini altüst ederek yıllar arasında yankılanıyor. Büyük bir sanatsal manifesto hissi vermesine rağmen, neredeyse hiçbir şarkının tek bir “kesin” versiyonu yok.

Birçok Nirosta Steel parçası, küçük dokunuşlarla radikal biçimde farklı duygusal etkiler yaratan birden fazla müzikal permütasyonla sunuluyor. Örneğin “First Love”, hem yankılı bir lo-fi kayıt hem de coşkulu bir disko miksi olarak albümde yer alıyor. İlk versiyondaki çıplak vokaller şarkıyı masumiyetin kaybına yakılan sarsıcı bir ağıda dönüştürürken, ikinci versiyon gençlik aşkının tatlı umudunu alıp müzikal bir disko topuna çeviriyor.

Saf Tonlar, Dronelar ve Budist Dokunuşlar

Hall ve Russell’ın sıkı sıkıya bağlı olduğu ortak müzikal ilkelerden biri, vibratodan kaçınmak ve saf ton ile droneların (uzayan tekil tonlar) gücüne inanmaktı. MY SKYSCRAPER da bu etiği izliyor ve bir bulutun içinden geçiyormuş hissi veren muazzam bir ses derinliği yakalıyor. “Go for the Night”, boğuk borular, şehvetli vokaller ve tınlayan gitarlarla adeta saf dokudan bir sıcaklık dalgası yaratıyor.

Hall, minimalist anlarda da bir o kadar etkileyici. A cappella parça “Greyboy”, gri saçlı bir çocuk uğruna neden terk edildiğini anlamaya çalışan çaresiz bir yakarış. Vokallerini katmanlayarak tekinsiz bir koroya dönüştüren sanatçı, sesin yükselip aniden kesildiği anlarda insanı derinden yaralıyor. Eşinin asla cevap vermeyeceği bir düet için sustuğu, nesli tükenmekte olan bir kuşun şarkısını dinlemek gibi…

Hall’un parti odaklı ruhunun diğer yüzünde, şimdiki zamanı yaşama arayışındaki şarkılar duruyor. Budizm’in izleri en çok iki bölümlü “Fresh Feeling” ve 22 dakikalık “Special Weakness” parçalarında hissediliyor. Russell’ın ısrarcı davulları ve Hall’un gerilimli gitarı her saniyeye hükmediyor. Başka birinin kalbiyle hesaplaşırken bir duyguyu adlandırma çabası bu iki parçayı bir ikileme başyapıtına dönüştürüyor:

“Aynı anda iki farklı yerde aşık olduğunda ne yaparsın? Gelecek zamanda aşkı bulamıyorum; o yüzden şimdiki zamandaki bir aşka geri dönüyorum.”

NO-26 Editörünün Son Notu

Şair ve doğa bilimci Diane Ackerman’ın dediği gibi: “Hepsinden önemlisi, oyun özgürlük gerektirir. İnsan oyun oynamayı kendi seçer… Sıradan hayatın dışında gerçekleşir ve özgürlük talep eder.” Onca yıllık birikimin ardından MY SKYSCRAPER’ı bu kadar özel kılan şey, tıpkı üretildiği andaki açık yüreklilikle dinleyiciyi içine davet etmesi.

En büyük başarısı, sadece kendisi olarak var olabilmesi. Oynanmak için yapılmış bir müzik bu; sizden çok şey talep ediyor ama karşılığında kendinden çok şey veriyor ve tüm bu süreçte şimdiki zamanı bulunmak isteyeceğiniz tek yer haline getiriyor.

Instagram

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3