
Günün hengamesinden sıyrılıp zihnimizi sakin, puslu ve zamansız bir limana çekmek istediğimiz anlarda imdadımıza harika bir keşif yetişiyor. Tokyo’nun yaklaşık 50 kilometre güneyindeki kıyı kasabası Enoshima’da filizlenen Japon ambiyans-psikedelik üçlüsü maya ongaku, taptaze albümleri Nothing Space Music ile dinleyicilerini zihinsel sınırlar ötesinde bir yolculuğa çıkarıyor.
Guruguru Brain etiketi çatısı altında Takuro Okada gibi isimlerle birlikte Japon psikedelik müziğinin yeni dalgasını temsil eden grup, adını Sanskritçedeki “maya” (doğrudan algının ötesindeki dünya, çerçevenin dışında kalan imge) sözcüğü ile gürültü kolektifi Group Ongaku’nun birleşiminden alıyor. Geçtiğimiz yaz çıktıkları uluslararası turnenin ardından kasabalarına dönüp eski bir binayı baştan aşağı yenileyerek kendi Nothing Space Studio’larını kuran üçlü, bu yeni albümde tam da o stüdyo mahremiyetini ve ahşap dokuyu kulaklarımıza taşıyor.
Grubun ilk albümü Approach to Anima, Shoei Ikeda’nın toprak kokan saksafonu, Tsutomu Sonoda’nın gitarı ve Ryota Takano’nun bas yürüyüşleriyle akustik, organik bir çizgide duruyordu. Ardından gelen Electronic Phantoms EP ise Moog sentezörler ve Roland TR-8S ritim makineleriyle daha dans edilebilir elektronik bir hatta kaymıştı.
Yeni albüm Nothing Space Music ise bu iki evrenin tam ortasında muazzam bir dengede duruyor. Grup, önceki işlerindeki ucu açık ve yayılan doğaçlama yapıları bu kez çok daha derli toplu, adeta küçük birer “pop lokması” formuna getirmiş; ancak bu parçalar dinledikçe ucu bucağı olmayan zihinsel evrenlere açılmaya devam ediyor.
Albüm boyunca grubu tanımlayan en temel unsur, yüksek ve sert frekanslardan kaçınarak yaratılan o hafif, pamuksu atmosfer. Tsutomu Sonoda’nın 80’ler dokulu Juno-6 sentezörü, heykeltıraş Seiji Iida tarafından yapılan su kasesi enstrümanı (waterphone) sesleri ve nötr ahşap perküsyonlar birleştiğinde; dünyanın tek bir coğrafyasına ait olmayan, son derece katmanlı bir ses manzarası ortaya çıkıyor.
“Hisoku Blue”: Sentetik katmanların arka plandaki hafif polimetrik örtüşmesiyle dinleyiciyi yavaşça içine çekiyor.
“Flowing”: Shoei Ikeda’nın Rhodes piyanosundan yükselen melodi, adeta Erik Satie’nin meşhur Gymnopédie No. 1 eserine selam çakıyor ve ardından yerini Sonoda’nın yumuşak, çift katmanlı vokallerine bırakıyor.
Nothing Space Music, tam anlamıyla “azla çok şey anlatma” becerisinin taze bir kanıtı. Temposunu hiçbir zaman aceleye getirmeyen, ritimlerin arasındaki boşlukları ince detaylarla işleyen bu albüm; günün kahve molasında ya da akşamın sakin saatlerinde kulaklığınızı takıp dünyadan soyutlanmak için biçilmiş kaftan.