
Gökyüzünde tek bir bulut dahi yokken aniden başlayan yağmur damlaları, hemen her kültürde kendi masalsı karşılığını bulmuş doğa olaylarından biridir. Japonya’da “tilki düğünü”, İngiltere’de “şeytanın eşini dövmesi”, kimi Arap coğrafyalarında ise “yağmur evliliği” olarak adlandırılan bu çelişkili an; Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında, Rize’nin Çayeli ilçesinde “çakal düğünü” adını alır. Canan Savaş’ın 18 Eylül – 18 Ekim 2026 tarihlerinde Muse Contemporary’de izleyiciyle buluşan “Çakal Düğünü” başlıklı sergisi, tam da bu coğrafi ve kültürel imgenin izini sürüyor.
Babanın Anlattığı Hikâyeden Kurosawa’nın Düşlerine
Serginin omurgası, sanatçının çocukluğunda babasından dinlediği yerel bir Karadeniz efsanesine dayanıyor. Güneşli bir günde yağan yağmuru “görünmez bir çakal düğününün sessiz kutlaması” olarak tanımlayan babasının bu anlatısı, yıllar sonra Akira Kurosawa’nın Düşler (Dreams, 1990) filmindeki ikonik “tilki düğünü” sahnesiyle kesişiyor. Birbirinden binlerce kilometre uzaktaki Karadeniz ile Japonya’nın, dillerini ve geleneklerini bilmeden aynı doğa olayına neredeyse birebir aynı metaforla yaklaşması, Savaş’ı temel bir soruya yöneltiyor: Hikâyeler coğrafyaları aşarak zihinlerde nasıl yolculuk eder ve insanlık ortak sembollere nasıl ulaşır?
Ahşap, İp ve Joss Kâğıdı: Malzemenin Şiirsel Dili
Savaş, bu kavramsal sorgulamayı ahşap, ip ve joss kâğıdı gibi incelikle seçilmiş malzemelerden oluşan bir enstalasyonla mekâna taşıyor. Ahşap; zamanı gövdesindeki halkalarla kaydeden, dayanıklı fakat biçim değiştirmeye açık yapısıyla kolektif hafızayı temsil ediyor. İp; kopma riski taşısa da iki unsuru birbirine bağlayan o hassas temas hattını imliyor. Çin ritüellerinde öte âleme sunulan sembolik dilek kâğıdı olan joss kâğıdı ise yanarak form değiştiren ama yok olmayan, kültürün kuşaklar arası dönüşümünü simgeliyor.
Görünmez Bağlar ve Muse Contemporary’nin Seçkisi
Levent’te yer alan Muse Contemporary, Ayşe Pınar Akalın’ın küratörlük odaklı ve dinamik galericilik anlayışıyla bu anlatıya dengeli bir zemin sunuyor. Sanatçının bireysel anılarından yola çıkarak evrensel bir sözlü kültür sorgulamasına ulaştığı “Çakal Düğünü”, yerel olanla küresel olan arasındaki o ince çizgide durarak izleyiciyi kendi hafıza katmanlarına bakmaya davet ediyor.