Gerçekliğin Kesik Çizgilerinde Üç Farklı Ses: neugerriemschneider’da “Perceptual Territories”

TowerSokakBerlinDün150 Tıklanmalar

Gerçeklik denilen o sarsılmaz kabul; kesildiğinde, bölündüğünde ve katmanlarına ayrıldığında geriye ne kalır? Berlin’deki neugerriemschneider galerisinin Linienstraße 155 adresindeki mekanında sergilenen “Perceptual territories — cut, split, layered” başlıklı grup sergisi, tam da bu radikal soruyu bir eylem programı olarak sunuyor. Uluslararası çağdaş sanatın üç güçlü ismi —Shilpa Gupta, Renata Lucas ve Haegue Yang— algının kendisini politik bir arena olarak ele alarak egemen tarihsel ve siyasi anlatıları sorgulamaya açıyor. 15 Ağustos 2026 tarihine kadar gezilebilecek olan sergi, ziyaretçilere alışılagelmiş görme biçimlerini sarsan derinlikli bir deneyim vaat ediyor.

Bombay doğumlu ve yaşamını Hindistan’da sürdüren Shilpa Gupta, ses, metin, nesne ve performatif enstalasyonlarıyla bürokratik dili, sınır politikalarını ve iktidar mekanizmalarını hedefe koyuyor. Gupta’nın pratiği, görünmez kılınan toplumsal kırılmaları görünür kılmak adına dolaylı ve sinsi yolları tercih ediyor: Doğrudan ve kaba bir ajitasyon yerine, dilin ve anlamın kırılgan katmanları üzerinden işleyen zarif ama sarsıcı bir direniş biçimi kuruyor.

Brezilyalı sanatçı Renata Lucas ise mekânsal müdahaleleri, kentsel kesintileri ve sıradan nesneleri dönüştüren yerleştirmeleriyle tanınıyor. Şehirleşme pratiklerini, yolları, binaları ve kentsel süreksizlikleri hem bir malzeme hem de bir sorgulama aracı olarak kullanan São Paulo merkezli sanatçı, kamusal alanın görünmez sınırlarını izleyicinin ayağının altından kaydırıyor. Lucas’ın kurguladığı mekan, hem fiziksel hem de alegorik bir hesaplaşma sahasına dönüşüyor.

Seul ve Berlin arasında üretimlerini sürdüren Haegue Yang ise jaluziler, çamaşır kurutma ipleri, kokular, sesler ve endüstriyel nesnelerden ördüğü karmaşık enstalasyon dünyasıyla izleyiciyi karşılıyor. Yang’ın çalışmaları, kültürel deplasmanı, göç hikayelerini ve gündelik sıradan objelere yüklenen derin duygusal hafızayı araştırıyor. Onun ellerinde sıradan bir jaluzi ya da koku, hem somut bir varlığa hem de aidiyetsizliğin şiirsel bir sembolüne dönüşüyor.

Bu üç farklı coğrafyadan gelen sanatçıyı aynı çatı altında buluşturan temel maya, algıyı şekillendiren egemen görünürlük düzenlerini bozma iradeleridir. Nasıl görmeye koşullandırıldığımızı, hangi bakış açılarının merkezin dışına itildiğini gösteren bu seçki, herhangi bir manifesto bağırtısına sığınmadan, eylemin kendisini sergileyerek bunu başarıyor. Yaz boyunca Christinenstraße mekanında Pae White’ın materyal odaklı şiirsel dünyasına ev sahipliği yapan galerinin, Linienstraße 155’teki bu bahçeli mekanında kavramsal ve politik bir dile alan açması, kurumsal kimliğinin esnekliğini de gözler önüne seriyor. 15 Ağustos’ta, yani Berlin Art Week maratonundan hemen önce kapılarını kapatacak olan sergi, güç ilişkilerine nasıl baktığımızı sorgulamak için son derece kıymetli bir durak.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3