
Hambırger Bahnhof’un 30. yıl dönümü programına giren sekiz özel sergiden belki de en fazla konuşulanı bu. Shilpa Gupta’nın Berlin’deki en kapsamlı sergisi, Hintstansız söylemek mümkün değil: tam da ihtiyaç duyduğumuz anda açıldı.
Serginin merkezi “TRUTH” (2022–2025) adlı anıtsal heykel enstalasyonu. Salonun içine yerleştirilen devasa harfler, seyircinin aralarında dolaşmasını zorunlu kılıyor. Fiziksel bir deneyim bu — gerçeğin içinden geçmeye çalışmak, onun ağırlığını hissetmek, onun ne kadar büyük ve ne kadar zorlanmış bir kavram olduğunu görmek. Times New Roman yazı tipiyle yazılmış “TRUTH” harfleri, resmî otoritenin dil kudreti — peki o otorite kimin gerçeğini konuşuyor?
Mumbai’de 1976’da doğan Gupta, uygulamasını kurulum, video, heykel ve performans üzerine kurmuş. Sınırlar, sansür, söz hürriyeti ve bilginin güç yapıları aracılığıyla nasıl dağıtıldığı ya da baskılandığı — bunlar onun on yıllardır takip ettiği izlekler. Bu sergi ise bu izlekleri son 20 yılın yapıtlarıyla birlikte sunuyor.
“Someone Else – A Library of 100 Books Written Anonymously or Under Pseudonyms” (2011) sergide öne çıkan bir diğer iş. İsimsiz ya da takma adla yazılan 100 kitabın kütüphanesi; yazılı ifadenin neden gizlenmek zorunda kaldığını, kimin konuştuğunu ve kimin susturulduğunu soruyor. “Don’t See, Don’t Hear, Don’t Speak” (2006/2026) ise üç maymun motifini tersine çevirerek gözetleme ve itaatin beden üzerindeki yapısal baskısını gözler önüne seriyor. Ve son oda: “StillTheyKnowNotWhatIDream” (2021), bir havalimanı kalkış/varış panosundan ilham alan iki mekanik flapboard — kelimeler durmaksızın değişiyor, anlamlar kayıyor.
Özel bir kuratöryal tercih de sergiyi Joseph Beuys’un koleksiyon işleriyle diyalog içinde sunmak. Beuys’un sosyal heykel anlayışı — sanatın dönüştürücü, katılımcı, toplumsal bir güç olduğu fikri — Gupta’nın sansür ve söz hürriyeti üzerine yürüttüğü araştırmayla örtüşüyor, ama aynı zamanda sürtüşüyor da. İkisi arasındaki gerilim sergiyi tek katmanlı değil çok katmanlı bir deneyime dönüştürüyor.
3 Ocak 2027 kadar sürecek bu sergi, yavaş sindirilen türden. Bir değil iki kez gitmeyi düşünün.






