Ele Avuca Sığmayan Bir Rüya: Neue Nationalgalerie Bahçesi’nde Fujiko Nakaya ve Sis Heykeli

TowerBerlinSokak1 ay önce506 Tıklanmalar

Fiziksel olarak dokunup tutamadığınız, rüzgârın en ufak esintisiyle anlık olarak çehre değiştiren ve dilediğiniz an içinde özgürce kaybolabildiğiniz akışkan bir heykel hayal edin. Sis sanatının dünyadaki öncü ismi Japon sanatçı Fujiko Nakaya (d. 1933), gördüğü yoğun ilgi üzerine bu yıl bir kez daha Berlin’deki Neue Nationalgalerie’nin heykel bahçesini mekâna özgü büyüleyici bir sis enstalasyonuyla dolduruyor. Berlin yazının en şiirsel, en öngörülemeyen ve kuşkusuz en kısa ömürlü sanatsal deneyimlerinden biri, çeliğin ve camın hüküm sürdüğü bu modernist yapının bahçesinde saklı.

Nakaya, sisi saf bir sanat enstrümanı olarak kullanan dünyadaki ilk figür olma özelliğini taşıyor. 1970’li yıllardan bu yana; herhangi bir boyaya, yapay dumana ya da kimyasal maddeye başvurmadan, yalnızca yüksek basınçlı su ve özel olarak tasarlanmış nozüller vasıtasıyla tamamen doğal sis bulutları yaratıyor. İlk büyük ölçekli projesini 1970 Osaka Dünya Fuarı’ndaki Pepsi Pavyonu’nu yoğun bir sis tabakasıyla sarmalayarak gerçekleştiren sanatçı, o günden beri yeryüzünün dört bir yanında yüzlerce performansa imza attı. Bu sıra dışı pratik, aslında doğa ile ileri mühendisliğin şaşırtıcı derecede zarif ve ekolojik bir buluşması.

Laboratuvardan Filizlenen Şiirsel Miras

Bu yaratım sürecinin arkasında, genetik kodlara kazınmış harika bir aile hikâyesi de mevcut. Sanatçının babası Ukichiro Nakaya, dünyada ilk kez laboratuvar ortamında yapay kar kristalleri üretmeyi başaran efsanevi bir fizikçiydi. Fujiko Nakaya ise bir anlamda babasının bilimsel mirasını devralıyor; ancak bu kez bilimin soğuk formülleri yerine şiirin ve görselliğin dilini konuşuyor. Suyun, buharın ve termodinamiğin tüm o katı fiziği, onun ellerinde saf bir estetik tecrübeye evriliyor. Sanat ile bilimin, hesap ile duygunun bu denli kusursuz kaynaştığı çok az yapıt vardır.

Havanın o anki nem oranı, rüzgârın esiş yönü ve anlık sıcaklık derecesi, heykelin biçimini saniyeler içinde baştan yazıyor. Sis kimi zaman gökyüzüne doğru anıtsal bir bulut gibi yükseliyor, kimi zaman ise ağırbaşlı bir şekilde yere serilip ziyaretçilerin ayak bileklerine kadar dolanıyor. Bahçenin içine adım attığınız an görüş mesafeniz birkaç metreye iniyor; Mies van der Rohe tasarımı o tanıdık, keskin geometrik müze bahçesi bir anda sınırları belirsiz, rüya gibi bir manzaraya dönüşüyor. Yanınızdan geçen insanların siluetleri bir belirip bir kaybolurken, zaman ve mekân algınız tatlı bir şekilde esniyor.

Kalıcılık Takıntısına Karşı “Mono no Aware”

Bu enstalasyon, modern çağın getirdiği hız, katılık ve her şeye sahip olma takıntısına karşı üretilmiş harika bir panzehir. Nakaya’nın sisi hiçbir şeyi kalıcı kılmıyor, bir müze deposunda saklanamıyor ya da ticari bir metaya dönüştürülemiyor; sadece o eşsiz an için var oluyor ve ardından havaya karışıp gidiyor. Her şeyin dijitalleştiği, mülkiyetin tescillendiği bir çağda, bütně bütüne geçici ve kopyalanamaz bir sanat üretmek başlı başına radikal bir duruş. Binanın o sert, rasyonel cam ve çelik hatlarının hemen yanında yükselen bu ele avuca sığmaz biçimsiz bulut; kalıcı olanla geçici olanın, insan yapımı ile atmosferik olanın en zarif diyaloglarından birini kuruyor.

Japon estetik felsefesindeki, her şeyin gelip geçici olduğu ve asıl güzelliğin bu fanilikte saklı durduğu anlamına gelen “mono no aware” kavramı, bu sis heykelinin de felsefi ruhunu oluşturuyor. 1960’larda öncü sanatçı-mühendis kolektifi E.A.T. (Experiments in Art and Technology) çevresinde şekillenen bu teknoloji, iklim ve çevre kaygılarının damgasını vurduğu bugünün dünyasında ayrı bir anlam kazanıyor. Sanatçı, bize hiçbir şeyi tüketmeden, arkasında hiçbir atık ya da kalıcı iz bırakmadan da yeryüzünde muazzam bir güzellik yaratılabileceğini hatırlatıyor.

Müze salonlarında genellikle zamanı dondurmaya, eserleri ölümsüzleştirmeye çalışırız. Nakaya ise tam tersini yapıyor; zamanın akışkanlığını tenimize değen o serin nemle hissettiriyor. Fotoğraflarda ya da ekranlarda hiçbir şey ifade etmeyecek bu eserin tüm gücü, tam olarak o anın içinde kaybolabilme deneyiminde saklı. Dijitalleşen dünyanın tüm yapay katılığına karşı, doğanın kendi nefesiyle tasarlanmış şiirsel bir mola.

No-26 Notu: Sisin gün boyunca sürekli aktif olmadığını, belirli performans saatlerinde devreye girdiğini hatırlatmakta fayda var; bu yüzden alana gitmeden önce saatleri kontrol etmek gezinizi garantiye alacaktır. Ücretsiz erişilebilen bu heykel bahçesi, küçük çocuklardan en mesafeli yetişkinlere kadar herkeste aynı çocuksu şaşkınlığı ve saf bir tebessümü tetikliyor. Berlin’in tam ortasında, bir yaz günü bir sis bulutunun içinde birkaç dakikalığına gözden kaybolmak, tüm seyahatinizin en unutulmaz ve en çok konuşacağınız anısına dönüşebilir.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3