Doğayla, Hafızayla ve Resimle Yeniden Buluşmak: Frieze House Seoul’de “WOODS LANDS MEADOWS” Sergisi

no26Sokak2 saat önce16 Tıklanmalar

Doğanın, bir kentin ya da çocukluğumuzdan kalan bir coğrafyanın hafızamızda nasıl yer ettiğini hiç düşündünüz mü? Bazen tek bir harita çizgisi, bazen kurumuş bir yaprak, bazen de bir fotoğraf karesi bize o manzarayı bambaşka bir dille yeniden yaşatır. İşte tam da bu duygunun peşine düşen harika bir sergi haberi var!

Paula Cooper Gallery, adını Carl Andre’nin 1972 tarihli şiirinden alan “WOODS LANDS MEADOWS” başlıklı etkileyici sergisiyle Frieze House Seoul’e konuk oluyor. 27 Ağustos – 19 Sentyabr 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek bu seçki; manzarayı, doğayı ve inşa edilmiş çevreyi resimden heykele, fotoğraftan kolaja ve yazılı kelimelere kadar uzanan geniş bir yelpazede yeniden sorguluyor.

Haritalar, Hafıza ve Doğanın Gizli İzleri

Sergide yer alan sanatçılar, doğayı sadece izlenen güzel bir manzara olarak değil; hafızanın, kişisel tarihlerlerin ve toplumsal izlerin biriktiği canlı bir alan olarak ele alıyor.

  • Kişisel Haritalar ve Göç: Cynthia Hawkins haritaları hareketli ve dinamik algı yapıları olarak yeniden kurgularken, Veronica Ryan harita imgeleri ve organik formlar aracılığıyla çocukluğunun ada manzarasını, göçü, kaybı ve doğanın kırılganlığını hatırlıyor.
  • Tarihin ve Şehrin İzleri: Carl Andre, sömürge döneminin dilini kullanarak şiirsel bir manzara yaratırken; Sol LeWitt, Floransa şehrinin kuşbakışı fotoğrafından tarihi merkezini kesip çıkararak kenti soyut bir forma dönüştürüyor. Hans Haacke ise Sky Line (1967) çalışmasındaki beyaz balonlarla rüzgârın ve havanın görünmez hareketini somutlaştırıyor.
  • İstilacı Türler ve Politika: Walid Raad, istilacı kuş türlerinin ekolojik bir mücadele aracına dönüşmesini göstererek doğa ile çatışmanın kesiştiği o şaşırtıcı alanı gözler önüne seriyor.

İmgeden Malzemeye: Manzaranın Ruhu

Serginin diğer bir katmanında ise manzara; metafaor, imge ve doğrudan malzemenin kendisi olarak karşımıza çıkıyor.

Terry Adkins yaban hayatını kâğıt üzerine taşırken, Jennifer Bartlett ağacın organik formu ile ızgara sisteminin rasyonel düzenini yan yana getiriyor. Cecily Brown’ın Richard Adams’ın ünlü Watership Down romanından esinlenen Temptation of the Lapin (2023) adlı eseri, ormanı baskı ve hayatta kalma mücadelesinin yaşandığı kaotik bir alegoriye dönüştürüyor. Tauba Auerbach ve Meg Webster ise doğrudan pigmentsel ve doğal maddeleri kullanarak doku, renk ve kokuyu ön plana çıkarıyor.

Yolunuz bu aralar Seul’e düşerse, Frieze House Seoul’ün kapısından içeri adım atın ve yaşadığımız coğrafyaların hafızamızda nasıl yeniden inşa edildiğini bu özel sergiyle keşfedin!

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3