
Doğanın, bir kentin ya da çocukluğumuzdan kalan bir coğrafyanın hafızamızda nasıl yer ettiğini hiç düşündünüz mü? Bazen tek bir harita çizgisi, bazen kurumuş bir yaprak, bazen de bir fotoğraf karesi bize o manzarayı bambaşka bir dille yeniden yaşatır. İşte tam da bu duygunun peşine düşen harika bir sergi haberi var!
Paula Cooper Gallery, adını Carl Andre’nin 1972 tarihli şiirinden alan “WOODS LANDS MEADOWS” başlıklı etkileyici sergisiyle Frieze House Seoul’e konuk oluyor. 27 Ağustos – 19 Sentyabr 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek bu seçki; manzarayı, doğayı ve inşa edilmiş çevreyi resimden heykele, fotoğraftan kolaja ve yazılı kelimelere kadar uzanan geniş bir yelpazede yeniden sorguluyor.
Sergide yer alan sanatçılar, doğayı sadece izlenen güzel bir manzara olarak değil; hafızanın, kişisel tarihlerlerin ve toplumsal izlerin biriktiği canlı bir alan olarak ele alıyor.
Serginin diğer bir katmanında ise manzara; metafaor, imge ve doğrudan malzemenin kendisi olarak karşımıza çıkıyor.
Terry Adkins yaban hayatını kâğıt üzerine taşırken, Jennifer Bartlett ağacın organik formu ile ızgara sisteminin rasyonel düzenini yan yana getiriyor. Cecily Brown’ın Richard Adams’ın ünlü Watership Down romanından esinlenen Temptation of the Lapin (2023) adlı eseri, ormanı baskı ve hayatta kalma mücadelesinin yaşandığı kaotik bir alegoriye dönüştürüyor. Tauba Auerbach ve Meg Webster ise doğrudan pigmentsel ve doğal maddeleri kullanarak doku, renk ve kokuyu ön plana çıkarıyor.
Yolunuz bu aralar Seul’e düşerse, Frieze House Seoul’ün kapısından içeri adım atın ve yaşadığımız coğrafyaların hafızamızda nasıl yeniden inşa edildiğini bu özel sergiyle keşfedin!