
Berlin’in sanat duraklarından Galerie im Saalbau’da, vicdanımızı ve bakış açımızı sarsan bir serginin tam ortasındayız. Heykeltıraş Cornelia Herfurtner, 25 Nisan’da açılan ve 5 Temmuz 2026’ya kadar devam edecek olan solo sergisinde bize o meşhur soruyu soruyor: “…or do you love your blinders?”. Bu soru, sadece bir başlık değil; modern toplumun görmeme ve krizleri engelleme mekanizmalarına atılan keskin bir bakış.
Herfurtner’in sanatı, dünyanın her yerinde görünür olan şiddet ve savaş karşısında nasıl bir tutum sergilediğimizi sorguluyor. Sergi, nispeten güvenli olan sıradan hayatlarımız ile küresel krizler arasındaki o derin uçuruma odaklanıyor. Sanatçıya göre bu uçurum, beraberinde bir uyuşukluğu, kendini izole etmeyi ve bilinçli bir uzaklaşma stratejisini getiriyor.
Serginin en sarsıcı noktalarından biri, Alman hukukundaki passive Bewaffnung kavramı üzerine yaptığı araştırma. Bu kavram:
Gösterilerde gündelik koruyucu eşyaların (kask, gözlük vb.) giyilmesini suç sayıyor.
Devlet düzeninin kontrol ve algı yönetimi üzerine nasıl inşa edildiğini kanıtlıyor.
Kamusal alanda bireyin kendini koruma hakkının kısıtlanışını gözler önüne seriyor.
Herfurtner, bu ağır sosyal meseleleri anlatmak için oldukça şaşırtıcı ve zıt bir yöntem kullanıyor: Geleneksel el sanatları. Sanatçı; ahşap kabartmalar, modeller, marküteri ve hamur baskılarıyla güncel sorunları harmanlıyor.
Kişiselden Politiğe: Herfurtner’in eserleri, normalde özel alanımıza ait sandığımız yemek yemek ve uyumak gibi eylemlerin kamusal alanda nasıl politik birer boyuta ulaştığını gösteriyor.
Gündelik hayattan buluntu nesneler, bakım emeği ve protesto pratikleri; algının, gücün ve toplumsal düzenin birbirine nasıl dolandığını ifşa ediyor. Küratörlüğünü Tatjana Rotfuß‘un üstlendiği bu sergi, bizi kamusal ve özel alan arasındaki kaygan çizgide bir yolculuğa çıkarıyor.






