
Projektraum der Schering Stiftung, Berlin • 5 Temmuz 2026 tarihine kadar sergi devam ediyor.
7/24 ayakta kalmayı dayatan modern gözetim kapitalizminin uykuyu verimsiz bir kayıp zaman, rüyaları ise kontrol edilemeyen birer arıza olarak gördüğü günümüz dünyasında, Berlin radikal bir akustik sığınağa ev sahipliği yapıyor. Şili asıllı Berlinli sanatçı Nicole L’Huillier, Schering Stiftung’un Unter den Linden’deki Projektraum alanını kelimenin tam anlamıyla spekülatif bir uyku laboratuvarına dönüştürüyor. “Rehearsal Room” başlıklı solo sergi, sesi sadece işitsel bir uyaran değil, doğrudan biyolojik ve bilişsel bir senkronizasyon enstrümanı olarak konumlandırıyor. Sanatçı; yapay zeka, nörobilim ve vokal kompozisyonları harmanlayarak, izleyiciyi rasyonel dünyanın sınırlarından koparıp bilincin en kaygan evresi olan rüya ve luzid rüya alanına davet ediyor.
Sergi alanına adım attığınız andan itibaren geleneksel galeri mimarisi, yerini tamamen frekansların ve alt tonların yönettiği akışkan, lüminat bir uzama bırakıyor. Kolombiyalı ses sanatçısı ve yapımcı Nyksan (DAAD Sanatçı Programı işbirliğiyle) ile birlikte geliştirilen bu akustik kurgu, insan bedenini pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp mekânın frekansına dâhil ediyor.
Serginin ilk istasyonu olan “Ruhezone”, akustik köpük matlar ve özel minderlerle tasarlanmış rafine bir izolasyon bölgesi. Bu minderlerden ortama yayılan kedi mırıltıları, ritmik kalp atışları ve okyanus dalgası frekansları, arka plandaki dijital soundscape ve insan sesi kompozisyonlarıyla çarpışıyor. Bu frekanslar rastgele seçilmemiş; doğrudan ziyaretçinin beyin dalgalarını ve kalp ritmini yavaşlatmak, bedeni uyku öncesi o gevşeme evresine senkronize etmek üzere ayarlanmış. Hızın ve üretkenliğin kutsandığı bir çağda burası, bilinçli bir yavaşlama ve nöral teslimiyet alanı.
Ancak L’Huillier bizi konforlu ve güvenli bir uyuşuklukta bırakmıyor; ikinci istasyona doğru ilerledikçe atmosfer tekinsiz, tekinsiz olduğu kadar da merak uyandıran post-human bir fısıltı korosuna evriliyor. Bu dijital-analog hibrit koro, dil tabanlı bir yapay zekanın, sanatçı ve yakın çevresinin kelimesiz fısıltıları, nefes sesleri ve ıslıklarıyla eğitilmesi sonucu ortaya çıkmış. Geleneksel semantik kuralları reddeden bu yapay zeka, çevrimiçi açık rüya veri tabanlarından derlenen kolektif rüya raporlarını seslendirmek için programlanmış. Hoparlörlerden yükselen bu uğultu, kulağa ilk başta yabancı ve ürkütücü gelse de izleyiciyi mesafeli bir dinleme pozisyonunu terk etmeye zorluyor. Fısıltıların arasından süzülen rüya fragmanlarını, o kırık anlatıları yakalayabilmek için kulağınızı hoparlörlerin tam dibine getirmek, o tekinsiz dijital nefesi doğrudan teninizde hissetmek zorundasınız. Burası, kelimelerin bittiği yerde bilincin nasıl parçalandığını gösteren sarsıcı bir deneyim alanı.
“Rehearsal Room”, sanatın sezgisel gücünü arkasına alırken rasyonel bilimsel verileri de dışlamıyor; aksine sergi, nörobilimci ve rüya inkübasyonu uzmanı Dr. Adam Haar Horowitz ile yürütülen derinlemesine bir ortaklığın ürünü. Horowitz, özellikle uyanıklık ile uyku arasındaki o gri geçiş fazında beliren hipnagogik imgeler üzerine çalışıyor.
Serginin üçüncü ayağı; Prof. Dr. Björn Rasch, Dr. Karen Konkoly ve Charité’den Dr. Martin Glos gibi uyku araştırmacılarının verileriyle, kolektif rüya paylaşımına odaklanan Kite ve Precious Okoyomon gibi sanatçıların spekülatif yaklaşımlarını içeren çok katmanlı bir arşiv sunuyor. Bilimsel veri ile sanatsal kurgu burada birbirini besleyen birer kaldıraç işlevi görüyor.
Ayrıca sergi takviminde yer alan özel bir etkinlik, bu disiplinlerarası deneyi daha da derinleştirecek. 26 Haziran 2026 Cuma günü saat 18:00’de, nörobilimci Dr. Adam Haar Horowitz’in gerçekleştireceği sunum ve ardından sanatçı Nicole L’Huillier ile yapacağı söyleşi, bilimin ve fantezinin bu sınır hattını Berlin’de yakından solumak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir entelektüel durak.






