Victoria Miro’da Hernan Bas ve “TIME TO SHINE! (the salesmen)” Sergisi

LemonLondra, Sokak1 saat önce36 Tıklanmalar

Bir an durup hafızanızı yoklayın: Yürüyen merdivenlerin o tekdüze tıkırtısı, devasa mağazaların kapılarından sızıp genzinizi hafifçe yakan o ağır parfüm kokuları ve vitrinlerin soluk neon ışıkları… Amerikalı ressam Hernan Bas, Londra’nın köklü galerilerinden Victoria Miro’da izleyici karşısına çıkan yeni sergisiyle bizi tam da bu yarı unutulmuş, biraz nostaljik ve epeyce tekinsiz atmosfere, banliyö ticaretinin o tuhaf tiyatrosuna götürüyor.

“TIME TO SHINE! (the salesmen)” adlı bu yeni seri, hayatın arka planında kalmış, genelde görmezden geldiğimiz “yan karakterleri” sahnenin tam ortasına çekiyor. Bas’ın fırçasıyla, AVM’lerin veya köşe başı dükkanlarının o yorgun figürleri, üzerlerine tiyatro spotları çevrilmiş devleşen aktörlere dönüşüyor.

Sergiye adım attığınızda, ticari bir melankolinin içine düşüyorsunuz ama bu kesinlikle sıkıcı bir deneyim değil. Aksine; çocukluk anılarının, Proustvari geri dönüşlerin ve incecik bir kara mizahın harmanlandığı sinematik bir kurgu var karşımızda.

Lav Lambalarının Hipnotik Işığı ve Kayıp Bir Meslek

Hani şu mağaza girişlerinde, ellerinde kocaman bir parfüm şişesiyle üzerinize doğru hamle yapan ve çoğumuzun göz temasından kaçınarak hızlıca yanından geçtiği tezgâhtarlar vardır ya? Bas onlara adeta bir saygı duruşunda bulunuyor. Catching the scent on a sale (Satışta kokuyu yakalamak) adlı eserinde sanatçı, bu figürleri “şişelenmiş Chanel N°5 taşıyan kayıp kâğıt toplayıcıları” olarak betimliyor. Nesli tükenmekte olan bir mesleğin, yavaş yavaş ölmekte olan AVM kültürünün hüzünlü bir yansıması bu.

Bir diğer tabloda, No refunds on relaxation (Rahatlamanın iadesi yoktur) adlı eserde, bizi 90’ların o tuhaf hediyelik eşya dükkanlarına ışınlıyor. Hernan Bas’ın kendi çocukluğunda saatlerce vitrinine bakakaldığı tahnit edilmiş hayvanlar ve fosillerle dolu bir dükkânın loşluğu… Arka planda ise karanlık bir odayı ele geçiren, tavanlarda garip gölgeler oynatan o meşhur lav lambasının büyüleyici ama bir o kadar da ucuz ışıltısı.

Okyanusun Çığlığı ve Kedigiller Sanat Akademisi

Serginin duygu tonunu aniden değiştiren, oldukça vurucu işler de var. Bir deniz kabuğunu kulağınıza dayadığınızda duyduğunuz o huzur verici okyanus sesini bilirsiniz, değil mi? Hernan Bas, He sells sea shells by the sea shore tablosunda bu masum klişeyi tersyüz ediyor: “O duyduğunuz ses aslında hoş bir şey değil; o, ölümün yankısı. Perili bir evin boşluktaki çığlığı.” Tablodaki satıcının üzerinde Stephen King romanına atıfla duran “The Dead Zone” tişörtü, okyanusların giderek artan sessizliğine, kimsenin umursamadığı ekolojik tükenişe atılmış sessiz ama ürpertici bir çentik.

Fakat her şey bu kadar ağır ve karanlık değil. Bas’ın zekice kurguladığı mizah devreye girdiğinde gülümsüyorsunuz. First choice adlı tabloya uzaktan baktığınızda, klasik bir sanat dünyası klişesi görüyorsunuz: Galerici, eserleri inceleyen önemli bir koleksiyoner ve yeni sergileri açılacak iki sanatçı. Ancak yaklaştığınızda, eser sahibi sanatçıların insan değil, iki kedi olduğunu fark ediyorsunuz! Feline Fine Arts adlı bu kurgusal galeriyi resmederken Bas’ın stüdyosunun zeminine gazeteler serip kedi patisi şeklinde ıstampalarla bir gün boyunca “kedi gibi” resim yaptığını öğrenmek, sanatçının işine kattığı o çocuksu samimiyeti hissettiriyor.

Bir Avuç Şeker, Bir Boynu Bükük Çiçek

Sergide gezinirken karşılaştığımız her “satıcı”, kendi küçük evreninin tanrısı gibi. The tooth fairy tablosundaki şekerci, müşterilerine sattığı o renkli sakızlarla aslında onların diş çürükleri üzerinden bir nevi geleceği okuyan bir kâhine dönüşüyor.

Ya da Anneler Günü’nde, bir kilise otoparkında kurulan pazar yerindeki o bıkkın genç… The prodigal son tablosunda, fırtına patlamak üzereyken dudaklarının ucundan düşecekmiş gibi duran sigarasıyla, elindeki boynu bükük çiçekleri yüzde on indirimle elden çıkarmaya çalışan o çocuk. Bas, yıllardır kendi sanatına atfedilen “melankolik” duruşu bu sefer doğrudan kucaklıyor ve bize muazzam, sinematik bir “apati” portresi sunuyor.

Hernan Bas, TIME TO SHINE! (the salesmen) ile empati, trajedi ve zekice bir mizahı aynı potada eritiyor. Belki de çok yakında dijitalleşen dünyada nesli tamamen tükenecek olan o yüz yüze satışın, o karşılıklı performansın ardından içimizde ince bir sızı, dudağımızda yarım bir tebessüm bırakıyor.

Eğer yolunuz Londra’ya düşerse sanatçının bu renkli ama bir o kadar da derin tüketim tiyatrosunu, 17 Eylül – 14 Kasım 2026 tarihleri arasında Victoria Miro’da (London Gallery I) bizzat sahnede izleyebilirsiniz. (Unutmadan; serginin bir diğer ayağı da 9 Eylül – 11 Kasım tarihleri arasında Tokyo Perrotin’de devam ediyor olacak.)

Hazır AVM kültürü henüz tamamen yok olmamışken, o tezgâhtarların aslında bize ne anlattığına bir de bu gözle bakmaya değmez mi?

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3