
Londra’nın tarih ve çağdaş sanatı harmanlayan benzersiz mekanlarından London Mithraeum Bloomberg SPACE, heykel sanatının en gizemli ve nevi şahsına münhasır isimlerinden Mark Manders’ın mekâna özgü yeni yerleştirmesi “Room with All Existing Words” sergisini ağırlıyor. Yarın sona erecek olan bu anıtsal komisyon, galeriyi geçmiş ile şimdiki zaman arasında askıda kalmış tekinsiz bir alana dönüştürüyor. Antik Mithras Tapınağı’nın hemen üzerinde ve Bloomberg sahasında yapılan kazılarda gün yüzüne çıkarılan Roma eserlerinin yanı başında konumlanan yerleştirme, izleyiciyi tarihin hayatta kalan küçük fragmanlar üzerinden nasıl kurgulandığını ve yeniden hayal edildiğini sorgulamaya davet ediyor.
Mark Manders, otuz yılı aşkın bir süredir sanatsal pratiğini “bir bina olarak otoportre” şeklinde tanımlıyor. Sanatçının geliştirdiği bu evrilen gövdede; heykeller, nesneler ve metinler bir araya gelerek tutarlı ama kurgusal bir dünya meydana getiriyor. Manders’ın sanat dili zıtlıklardan beslenir: Heykelleri aynı anda hem arkeolojik bir kazıda yeni bulunmuş kadim kalıntılar gibi hem de atölyede aniden yarıda bırakılmış taze işler gibi görünür.
İnşa Aşamasındaki Formlar: Bronz ve kil formlar, yapım aşamasının tam ortasında donmuş hissi verir.
Gizlenen Dil: Sanatçının kendi uydurduğu hayali gazeteler de dahil olmak üzere dil fragmanları, yüzeylerin altına kısmen gizlenmiş veya üzerleri boyanmış olarak belirir. Anlamı tam olarak ifşa etmeden sadece sezdirirler.
Edebi ve Zamansız Yapı: Manders, yapıtlarında sanatın nasıl aynı anda hem anlaşılır hem de gizemli, hem tamamlanmış hem de yarım kalabileceğini araştırarak zamansız bir estetik formül üretir.
London Mithraeum Bloomberg SPACE’in katmanlı tarihsel atmosferi, Manders’ın bu kavramsal arayışıyla kusursuz bir rezonans yakalıyor. Sergide öne çıkan insan başı tasvirli anıtsal heykel, izleyicide sanki az önce orayı terk etmiş eski bir uygarlığın kalıntılarına rastlamış hissi uyandırıyor. Sanatçı, antik buluntularla karıştırılabilecek ancak kesin bir kategorizasyona da amansızca direnen nesneler aracılığıyla muğlaklık kavramıyla oynuyor. Tarihi MS 240 yılına kadar uzanan bu özel mekânda Room with All Existing Words, insan hafızasının kırılganlığını gözler önüne seriyor.
“Manders’ın evreninde tarih, tamamlanmış katı bir kronoloji değil; neyin korunduğu, neyin kaybolduğu ve neyin hâlâ çözümsüz kaldığı üzerine kurulu, durmaksızın yeniden yazılan akışkan bir anlatıdır.”