
İnternette sıkça ziyaret ettiğiniz bir web sayfasını açtığınızda ansızın karşınıza çıkan “404: Not Found” mesajı, sadece teknik bir hatadan ibaret değildir. O an, dijital kolektif hafızadan bir parçanın kalıcı olarak silindiğine tanıklık edersiniz. Veri odaklı sanatın ve yapay zekanın öncü isimlerinden Anna Ridler, Köln’deki yeni solo sergisi Trace Remains ile hem dijital altyapıların kırılganlığını hem de fiziksel dünyanın erozyon biçimlerini masaya yatırıyor. no-26 olarak, hızla akıp giden veri evrenine karşı el yazısının yavaşlığıyla örülen bu zarif direnişi inceliyoruz.
Galerie Nagel Draxler’in Köln mekânında açılan bu ikinci kişisel sergi, Anna Ridler’ın daha önce çok ses getiren dataset ve arşiv araştırmalarını yepyeni bir boyuta taşıyor. Sanatçı; otomasyonun, veri madenciliğinin ve dijital altyapıların hızla yok olduğu bir çağda, bilginin istikrarsızlığını ve dijital belleğin geçiciliğini sorguluyor. Ancak bu kez, bu dijital çürümeye karşı tamamen analog, fiziksel ve zamana meydan okuyan bir panzehir öneriyor: El yazısı ve transkripsiyon.
Ridler, internetin o uçucu, soyut ve her an kaybolmaya mahkûm görsel altyazılarını kâğıt üzerine kendi eliyle tek tek aktarıyor. Hız, sıkıştırma ve ekstraksiyon üzerine kurulu bir sisteme; yavaşlığı, özeni ve malzemenin fiziksel mevcudiyetini geri kazandırıyor.
“El yazısı, zaman, fiziksel varlık ve sürekli dikkat gerektiren en eski kayıt teknolojilerinden biridir. Otomatik veri çıkarımının hızı ve muazzam ölçeği karşısında el yazısı, dijital çürümeye karşı bilinçli bir karşı önlem haline gelir. Altyazıları kâğıda elle dökerek, aksi takdirde erişimimizden çıkıp gidecek, soyutlanacak veya kaybolacak olan internet fragmanlarına tutunmaya çalışıyorum.”
— Anna Ridler
Sergi boyunca kaydedilen ve transkripsiyonu yapılan dil, sıradan bir belgeleme aracından çok daha fazlasını ifşa ediyor. Ridler, kullandığı metinler aracılığıyla, arşivleme ve sınıflandırma sistemlerinin içine sinsi bir şekilde yerleşmiş olan kültürel ve sosyal ideolojileri görünür kılıyor. Kimin neyi, nasıl kaydettiği sorusu, bilginin tarafsız olmadığını kanıtlıyor.
Sanatçı, ilk kez 2015 yılında ürettiği ve çevrimiçi platformlardaki sansür, engelleme ve yokluk mekanizmalarını inceleyen No Replacements Found adlı erken dönem çalışmasına bugün yeniden dönüyor. Günümüzün yapay zeka ve algoritma çılgınlığı içinde bu sorular çok daha yakıcı bir aciliyet kazanıyor:
Dijital evrende tam olarak ne yok oluyor?
Neyin görünür kalacağına kim, hangi otoriteler karar veriyor?
En önemlisi; kaybın ve yokluğun kendisi nasıl arşivlenebilir?
Ridler’ın sergide kurduğu kavramsal köprü, mikro ve makro dünyaların paralel çöküşünü izliyor. Sanatçı bir yandan yükselen deniz seviyeleri nedeniyle haritadan yavaş yavaş silinen, fiziksel olarak erozyona uğrayan gerçek adaların izini sürerken; diğer yandan internet ağlarında durmaksızın dolaşıma giren, kopyalanan ve dijital olarak aşınan sayısız iris çiçeği imajını yan yana getiriyor.
Her iki süreç de zamana karşı direnmeye çalışan ama en nihayetinde geride sadece silik bir iz bırakan sistemleri temsil ediyor.
Trace Remains, bizi kuşatan teknolojinin o parıltılı ve pürüzsüz illüzyonunu soyarak altındaki kırılgan ve çürümeye yüz tutmuş dijital hafızayı gösteren melankolik bir meditasyon. Ağustos ayının sonuna kadar Köln’de devam edecek olan bu sergi, klavyelerin ve dokunmatik ekranların ötesinde, mürekkebin ve kâğıdın sunduğu o insani direnç alanını hatırlamak için harika bir fırsat.
Tarih: 22 Mayıs – 21 Ağustos 2026