
Çelik Nefes Alabilir mi? Siber’in Beş Boyutlu Evreni
Yarım asrı aşkın bir süredir Güney Almanya’nın orman ve çayırları arasında çalışan bir sanatçı hayal edin. Çocukluğundan bu yana Barok kilise mimarisinin altın sarısı, sarmal sütunları ve tiyatral ışığıyla büyümüş; babasından devraldığı kereste fabrikasında malzemenin direncini ve dönüşümünü bizzat öğrenmiş. İşte Willi Siber’in dünyası tam bu iki eksenin kesişiminde kurulu: Barok’un bolluk sevinci ile doğanın akışkan sessizliği.
Bluerider ART London’ın Mayfair mekânında açılan Dimension V — Baroque Nature sergisi, 1949 doğumlu Alman sanatçının tamamen yeni yapıtlarını sunuyor. Sergi başlığındaki beş boyut — renk, form, malzeme, Barok ve doğa — Siber’in pratiğini tanımlayan beş iç içe geçmiş koordinatı işaret ediyor. Hiçbir yapıt tek bir boyutla sınırlı değil; her biri beşinin birden rezonansını taşıyor.
Siber için renk maddenin nefesidir. Ahşap ve çelik nesnelerin üzerindeki yüksek parlaklıklı lake, yalnızca bir yüzey işlemi değil; ağır metalin akışkanlık kazandığı, katı cismin hafiflik yanılsaması yarattığı ortamdır. Işık kaydıkça turuncu kızıldan derin maviye, sıcak altın bejeye dönüşen renkler donuk değil, zamanın işaretçisine dönüşür. Formda ise Siber, izleyicinin alışkın olduğu her şeyi alt üst eder: Çelik, sanki kamış gibi bükülmüş; ağaç kütükleri neredeyse iple uçacakmış gibi hafif görünür. Göz ile dokunun çeliştiği bu kırılma noktası, Siber’in en büyük oyun alanıdır.
Almanya’nın en prestijli kültür ödülü Oberschwäbischer Kunstpreis’ın sahibi olan Siber’in yapıtları Alman Bundestag’ından Staatsgalerie Stuttgart’a, Deutsche Bank’tan pek çok özel koleksiyona kadar dünyanın dört bir yanındaki kurumsal koleksiyonlarda yer alıyor. Bu sergi ise onun sesini bugüne taşıyan en yeni ve en kişisel cümlesi: bolluk doğaldır, doğa en büyük Barok’tur.
Sergi 19 Haziran – 16 Ağustos 2026 tarihleri arasında Bluerider ART London, 47 Albemarle Street, Mayfair, Londra’da her gün 10.00–18.00 saatleri arasında görülebilir.