
Köln’de, Neven-DuMont-Straße’nin o kendine has sessizliğinden sıyrılıp Galerie Buchholz’dan içeri adım attığınızda, kâğıt üzerinde okuduğunuzda belki biraz tuhaf duran ama görsel olarak muazzam işleyen nadir bir diyalogun ortasına düşüyorsunuz. Bir yanda Polonya asıllı Amerikalı heykeltıraş Elie Nadelman, diğer yanda İsviçreli o meşhur ve muzip ikili Peter Fischli ile David Weiss. Aralarında neredeyse yarım asırlık bir zaman farkı var; ancak aynı odada, tam olarak aynı meselenin etrafında dolanıyorlar.
Nadelman’ın işleriyle dolu odaya baktığınızda, 20. yüzyıl başı Amerikan popüler kültürünün o hafifmeşrep ama büyüleyici figürleri karşılıyor sizi. Tavernalarda dans eden çiftler, sirk cambazları, barmenler… Nadelman, Amerikan sanat sahnesine o dönem için oldukça cüretkâr bir soruyla girmişti: Kitle üretiminin, sıradanlığın heykel üzerindeki etkisi ne olabilir? Karşımızdaki bu figürler mermer veya tunç gibi o asil, kibirli ve soğuk malzemelerden değil; kâğıt hamuru, alçı ve ahşap gibi son derece sıradan, günlük dünyadan kopup gelmiş ucuz malzemelerden yontulmuş. Açıkçası Buchholz’un yıllar içinde Nadelman’ı ısrarla ve giderek daha geniş kapsamlı sergileme kararı bana hep çok saygıdeğer gelmiştir; zira o, dönemin elitist sanat piyasasının talep ettiği uysal bir isim değil, o avam malzemenin içindeki zarafeti ve potansiyeli çok geç fark edilen bir dehaydı.
Hemen yan tarafta ise bu ucuz malzemenin ve sıradan nesnenin izini yıllar sonra süren Fischli ve Weiss ikilisi duruyor. 1979’dan 2012’ye kadar aralıksız üreten ikilinin o çılgınca ciddi şakalarını bilenler bilir. Seçkide yer alan figürasyon ve gündelik nesne araştırmaları, o efsanevi Suddenly This Overview (1981) serisinin ruhunu galerinin içine taşıyor. Bir tarafta Mick Jagger ile Brian Jones, diğer tarafta sıradan bir ekmek somunu ya da mıknatıs ile demir tozu… Normal şartlarda asla eşdeğer olmayan kişi ve kavramları aynı sahnede, pişmemiş kilin o ilkel, kırılgan ve gösterişsiz yapısında eşitlemek onların en iyi bildiği şey. Gündelik bir nesnenin dünyanın o devasa ağırlığı içinde nasıl bir yer kapladığını sorgulayan bu heykeller karşısında insan yine o tanıdık, ince tebessümle kalakalıyor.
Bu iki çok farklı pratiğin aynı odayı paylaşması, aslında nesnenin o saf, ucuz doğasını bozmadan üzerinde nasıl devasa bir düşünce taşınabileceğine dair kusursuz bir kanıt sunuyor. Nadelman için malzemenin o ucuzluğu tamamen bilinçli, politik ve estetik bir tercihti; Fischli ve Weiss için ise dünyanın nasıl çalıştığına dair sorulan o devasa sorunun en matrak, en ciddi bahanesine dönüştü.
Eğer haziran sonuna kadar Köln taraflarında olursanız, aralarında elli yıl olan bu iki kuşağın nesneler üzerinden ettiği o sessiz ve derin sohbete mutlaka kulak verin.
Sergi, 27 Haziran 2026’ya kadar Galerie Buchholz, Köln’de görülebilir.






