Michaela Eichwald: Bethnal Green’de Felsefi Bir MÄR

TowerLondraSokak3 saat önce20 Tıklanmalar

Bethnal Green’deki Maureen Paley’nin o iddiasız, sessiz dış cephesini bilenler bilir; içeride sizi neyin beklediğine dair en ufak bir ipucu vermez. Ancak kapıdan içeri adım attığınızda asıl mesele başlar: Michaela Eichwald’ın bu tuhaf, hırpalanmış ve tekinsiz tablolarına tam olarak nasıl bakılır?

Karşımızda öyle uslu uslu gerilmiş klasik keten veya pamuk tuvaller yok. Eichwald, renkli suni deri (pleather) ve baskılı poliüretan kumaşları tercih ediyor. Üzerlerine sadece boyayla değil; vernik, gomalak mürekkebi, sprey boya, toprak, metalik keçeli kalemler ve hatta sıradan etiketlerle saldırıyor. Tuvallere yaklaştıkça anlıyorsunuz ki, bu işler duvara asılmadan önce muhtemelen atölyenin zemininde epeyce vakit geçirmiş; üzerlerine basılmış, bir şeyler dökülmüş, çiğnenmiş ve kasten hırpalanmış. Ancak yanılmayın; bu hasarlı yüzeyler Eichwald estetiğinin kazara ortaya çıkmış bir yan ürünü değil, tamamen bilinçli merkez noktası. Pis, evet, ama tam da bu kasti umursamazlığın getirdiği hipnotik bir güzellikleri var.

Aslında sanatçının geleneksel resim eğitimini elinin tersiyle itip Köln’de felsefe ve tarih okumuş olması pratiğindeki bu yapı sökümü çok iyi açıklıyor. Michael Krebber, Cosima von Bonin ve Jutta Koether gibi isimlerle kurduğu o sıkı entelektüel bağın izleri her fırça darbesinde hissediliyor. Eichwald bir ressamdan çok, malzemeyle felsefe yapan biri. Nitekim dil, onun dünyasında hep merkezde; yakından baktığınızda bazı tabloların yüzeyine sızan yazılı materyalleri, kazınmış kelimeleri fark ediyorsunuz.

Bu yılki sergisine “MÄR” adını vermiş sanatçı. Almancada hem masal, efsane, fısıldanan bir söylenti demek hem de fonetik olarak denizi, okyanusu çağrıştırıyor. Karşısına geçip baktığınız o devasa pleather yüzeyler de tam olarak böyle hissettiriyor zaten: Bir söylentinin o karanlık derinliği ve ağırlığı. Özellikle MÄR I ve MÄR III gibi dev boyutlu işler serginin ağır topları. Akrilik, vernik ve sprey boyanın o suni deri üzerindeki kaotik katmanlaşması, bu devasa ölçekte izleyiciyi resmen kendi içine hapsediyor.

Eichwald’ın Maureen Paley’deki bu üçüncü kişisel sergisine -ki bu sergi, sanatçının Walther König’den yeni çıkan monografisiyle harika bir zamanlamada buluştu- hemen yandaki Studio M mekânının koridorlarına sızan çok daha mütevazı ölçekli ama bir o kadar yoğun işler de eşlik ediyor. Açıkçası her iki mekânı arka arkaya gezmek, yorucu ama zihni inanılmaz açan ağır bir felsefe seansını tamamlamak gibi bir his bırakıyor üzerinizde.

Mayıs ayının ilk haftasını geride bırakırken, Bethnal Green taraflarına yolunuz düşerse bu kasıtlı kötü muamelenin estetiğini 23 Mayıs’a kadar kendi gözlerinizle deneyimleyebilirsiniz.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3