61. Venedik Bienali

LemonTerasPano1 saat önce7 Tıklanmalar

Sanat dünyasının kalbinin attığı, dünyanın en köklü ve en büyük sanat festivali Venedik Bienali, 2026 yılında tarihinin belki de en duygusal ve felsefi açıdan en derin edisyonlarından birine hazırlanıyor. 9 Mayıs – 22 Kasım 2026 tarihleri arasında kapılarını açacak olan 61. Uluslararası Sanat Sergisi, sadece devasa enstalasyonların değil, sessizliğin, yasın ve her şeye rağmen neşenin direnişine sahne olacak.

Koyo Kouoh’un Mirası ve “In Minor Keys” (Minör Notalarda)

Bu yılki bienalin arkasında yürek burkan ama bir o kadar da ilham verici bir hikaye yatıyor. Bienalin küratörü olarak atanan ve Afrika çağdaş sanatının en vizyoner isimlerinden biri olan Koyo Kouoh, 10 Mayıs 2025’te, vizyonunu kamuoyuyla paylaşmasına günler kala beklenmedik bir şekilde aramızdan ayrıldı. Ancak La Biennale yönetimi ve Kouoh’un ailesi tarihi bir karar alarak, onun yıllarca üzerinde çalıştığı projeyi hayata geçirmeye karar verdi.

Sergi, Kouoh’un kendi seçtiği küratöryel ekibi (Gabe Beckhurst Feijoo, Marie Hélène Pereira, Rasha Salti, Siddhartha Mitter ve Rory Tsapayi) tarafından birebir onun notalarına sadık kalınarak inşa ediliyor.

Peki nedir bu “In Minor Keys”? Müzikte minör tonlar genellikle hüznü, içe dönüşü ve melankoliyi temsil eder. Koyo Kouoh bu temayla, modern dünyanın o gürültülü, askeri marşlara benzeyen “majör” krizlerinden uzaklaşmamızı istiyor. Sergi; fısıltılara, yavaşlamaya, şifa bulmaya ve Kouoh’un kendi deyimiyle “neşenin radikalliğine” (the radicality of joy) bir davet niteliğinde. Sanatın bir gösteriş aracı değil, nefes alınacak bir vaha olduğunu hatırlatıyor.

Türkiye Pavyonu’nda Neler Oluyor? Gözlerden Bir Öpücük

Gelelim bizi en çok heyecanlandıran kısma. İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı) koordinasyonunda, bienalin ana mekanlarından biri olan tarihi Arsenale binasında yer alacak Türkiye Pavyonu, bu yıl Nilbar Güreş‘i ağırlıyor. Serginin küratörlüğünü ise çağdaş sanatın güçlü isimlerinden Başak Doğa Temür üstleniyor.

Nilbar Güreş’in bienal için hazırladığı serginin adı: “A Kiss on the Eyes” (Gözlerinden Öperim / Gözlerden Bir Öpücük).

Güreş’i yakından takip edenler bilir; o, toplumsal cinsiyet rollerini, kimlik meselelerini ve kültürel belleği tekstil, fotoğraf, heykel ve video gibi farklı medyumlarla, son derece nükteli ve zekice işleyen bir sanatçıdır. Bu sergide de aşina olduğumuz kumaşlar, ev eşyaları ve organik formlar başrolde. “Gözlerinden öpmek” metaforu, birine sahip olmaya veya onu kontrol etmeye çalışan “eril” bakış açısını reddediyor. Bunun yerine bakmayı; bir yakınlaşma, hissetme ve şefkat gösterme biçimi olarak yeniden tanımlıyor. Güreş’in bu yaklaşımı, Koyo Kouoh’un “Minör Notalarda” temasıyla muazzam bir şiirsel uyum yakalıyor.

Neden Bu Bienali Kaçırmamalısınız?

  • Tarihe Tanıklık: Hayatını kaybetmiş bir küratörün vizyonunun, meslektaşları ve sanatçılar tarafından adeta bir “saygı duruşu” titizliğiyle hayata geçirilmesi bienal tarihinde eşine az rastlanır bir durum.

  • 111 Davetli Sanatçı: Ana sergide, dünyanın dört bir yanından gelen 111 farklı sanatçı ve kolektifin işleri, krizlerden ziyade iyileşme pratiklerine odaklanacak.

  • Türkiye Çağdaş Sanatının Gücü: Nilbar Güreş’in ironiyi, kırılganlığı ve direnişi harmanladığı eserleri, Türkiye’nin karmaşık toplumsal dokusunu evrensel bir dille Venedik’e taşıyacak.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3