
Albert Camus, varoluşçuluğun ve absürdizmin ötesinde, insan ruhunun en karanlık ve en erdemli köşelerini sorgulayan bir düşünür olarak modern edebiyatın mihenk taşlarından biri. Bursa Şehir Tiyatrosu’nun Emre Feza Soysal yönetmenliğinde sahneye taşıdığı “Adiller”, tam da bu sorgulamanın merkezine, 1900’lerin Rusya’sına bizi davet ediyor. Bu katın havası bugünlerde etik bir ağırlık taşıyor; çünkü sahnede tartışılan sadece tarihsel bir suikast girişimi değil, bir ideal uğruna nelerin feda edilebileceği gerçeğidir. Kazan dairesinden yükselen dumanlar, devrimin sıcaklığını ve bireysel vicdanın soğuk muhasebesini binanın her köşesine yayıyor. Bir davanın haklılığı, masumların canı pahasına korunabilir mi? Özgürlük, şiddetin gölgesinde yeşerebilir mi? Camus’nün gerçek bir olaydan yola çıkarak kurguladığı bu yapıt, seyirciyi sadece bir izleyici değil, adalet terazisinin kefelerini dengelemeye çalışan birer hakem pozisyonuna sokuyor. Mart ayı boyunca Tayyare Kültür Merkezi ve Merinos AKM’de sahnelenecek olan oyun, modern insanın en temel çıkmazlarına dair sarsıcı bir perspektif sunuyor.
1905 yılında Rusya’da yaşanan gerçek bir olaydan esinlenen “Adiller”, devrimci bir grubun Grandük Sergey’e yönelik suikast hazırlığını konu alıyor. Ancak oyunun asıl derdi, patlamaya hazır olan bombadan ziyade, o bombayı atacak ellerin içindeki tereddüttür. Masum çocukların suikastın gerçekleşeceği arabada olduğunun fark edilmesi, örgüt üyeleri arasında derin bir etik uçurum açar.
Adalet kavramı, siyasal bir hedef için araçsallaştırılabilir mi? Camus, “Adiller” üzerinden bu soruyu sormakla kalmıyor; sevgiyi, nefreti ve fedakârlığı bir ideolojinin dar kalıplarına sığdırmayı reddeden karakterleriyle izleyiciyi baş başa bırakıyor. Ayberk Erkay’ın özenli çevirisiyle dilimize kazandırılan bu metin, Bursa Şehir Tiyatrosu oyuncularının dinamik performansıyla sahnede entelektüel bir gerilime dönüşüyor.
Yönetmen Emre Feza Soysal, Camus’nün bu zorlu metnini sahneye taşırken dramatik yapının felsefi derinliğini korumayı başarıyor. Oyunun görsel dili ise Cem Yılmazer’in imzasını taşıyan dekor ve ışık tasarımıyla güçleniyor. Sahnedeki atmosfer, hem 1900’lerin Rusya’sının klostrofobik dar sokaklarını hem de bir ideolojinin yarattığı zihinsel hapishaneyi simgeliyor.
Ahmet Rıfat Şentürk, Aykan Yılmaz ve Nihan Doğa gibi isimlerin de aralarında bulunduğu kalabalık oyuncu kadrosu, karakterlerin içsel çatışmalarını sahneye taşırken akordeonun canlı tınıları hikâyeye hüzünlü bir ritim katıyor. Hareket düzeninden kostüm tasarımına kadar her detay, devrimin sadece meydanlarda değil, aynı zamanda bireyin iç dünyasında nasıl bir yıkım ve inşa süreci yarattığını vurguluyor.
Bursa sanat takviminin Mart ayındaki bu en güçlü yapımlarından birini izlemek isteyenler için iki farklı durak öne çıkıyor. Şehrin tarihi dokusunu yansıtan Tayyare Kültür Merkezi ve modern mimarisiyle Merinos AKM, bu etik hesaplaşmaya ev sahipliği yapacak.
Gösterim Tarihleri:
5 – 6 Mart Perşembe & Cuma: 20:30 – Tayyare Kültür Merkezi
7 Mart Cumartesi: 15:00 & 20:30 (Çift Temsil) – Tayyare Kültür Merkezi
31 Mart Salı: 20:00 – Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi, Orhangazi Salonu
Künye Notları:
Yazar: Albert Camus
Yönetmen: Emre Feza Soysal
Dramaturg: Tülay Akgül
Dekor & Işık: Cem Yılmazer
Müzik (Akordeon): Kamran Hamdi






