
Teşvikiye’nin o bildik kalabalığından sıyrılıp Galeri Işık’ın kapısından içeri girdiğinizde, sizi alışık olduğunuzun dışında bir sessizlik ve buğulu bir atmosfer karşılıyor. Çok yönlü sanat pratiğiyle tanıdığımız Yonca Saraçoğlu, yeni kişisel sergisi “Untold Tales” (Anlatılmamış Masallar) ile bizi kelimelerin bittiği, imgenin başladığı o tekinsiz ama bir o kadar da davetkar alana götürüyor.
Saraçoğlu’nun üretiminde resim, heykel, desen ve dijital tasarım her zaman iç içe geçmiştir ancak “Untold Tales”i sanatçının kariyerinde özel kılan bir durum var: Bu sergi, sanatçının son dönem yağlıboya çalışmaları ile geçmiş yıllara dayanan heykel üretimini ilk kez bu denli büyük bir bütünlük içinde aynı sahnede buluşturuyor. Heykellerin üç boyutlu varlığı ile resimlerin derinlikli puslu dünyası, galeride zamansız bir diyalog kuruyor.
Sanatçının bu serideki en belirgin estetik tercihi, renk paletinde gittiği bilinçli sadeleşme. Önceki dönemlerinde daha cömert ve geniş bir palet kullanan Saraçoğlu, bu kez “azaltarak çoğaltma” yoluna gitmiş.
Mavi-Yeşil Armonisi: Serginin ana gövdesini oluşturan bu ikili, izleyiciyi suyun altı veya gökyüzünün sisi gibi belirsiz bir mekâna hapsediyor.
Sarı ve Mor Vurgular: Bu soğuk armoniye eşlik eden sarı ve mor lekeler, hafızanın içinde aniden parlayan hatıralar gibi buğulu atmosferi kırıyor.
Bu bilinçli kısıtlama, sergiye kavramsal bir ağırlık katıyor. Daha az renk, izleyicinin dikkatinin dağılmasını önleyerek onu “anlatılmayan hikâyenin” çekirdeğine, yani duygunun özüne odaklıyor.
Sergi, ismine sadık kalarak yüksek sesle dile getirilemeyen, dilde karşılığı bulunamayan deneyimlerin izini sürüyor. Saraçoğlu’na göre bu anlatı; öznesini kaybetmiş anlamlardan, gizli kalmış facialara ve hükümsüz sayılmış kayıplara kadar uzanan bir “yalnızgezer” günlüğü gibi.
“Kendi yolculuğumun bu evresinde eğri büğrü, kat kat gömülü kadim bir kentte canlanıp bilinçlenmiş olmanın etkisiyle… çeviride yok olanın, dile getirilemeyenin, sözsüz ve sessiz kalmışlığın peşine düştüm. Bir ‘yalnızgezer’ olarak labirentlerde rastladığım gölgelere kasıtsız sorular sordum.”
Sanatçının bu sözleri, sergideki figürlerin neden birer gölge gibi belirsiz, mekanların neden birer ütopya kadar uzak olduğunu açıklıyor. “Untold Tales”, ötekine masal gibi gelen ama yaşayanı için en çıplak gerçek olanın peşinden gidiyor.
Yonca Saraçoğlu’nun bu yeni estetik eşiği, sadece bir sergi değil; her izleyicinin kendi anlatılmamış hikâyesini bulabileceği açık uçlu bir tefekkür alanı. 27 Şubat’a kadar vaktiniz var; puslu camların ardındaki bu kadim hikâyelere kulak vermeyi ihmal etmeyin.






