
Londra’nın görsel tarihine dair elimizde çok az kaynak olduğunu biliyor muydunuz? Şehrin geçmişinin yaklaşık üçte ikisi, ne yazık ki resmedilmemiş bir boşluktan ibaret. Ancak, 1070’lerde işlenen ve tarihin en önemli belgelerinden biri sayılan Bayeux İşlemesi (Bayeux Tapestry), bize 13. yüzyıl öncesi Londra’sına dair en net ve anlamlı “fotoğrafları” sunuyor. Bu devasa sanat eseri, bu yılın ilerleyen aylarında British Museum’da sergilenmek üzere Londra’ya geliyor! Sergi açılmadan önce, bu işlemeli kumaşın Londra tarihini nasıl sakladığını keşfedelim:

İşlemenin 26. sahnesinde, “Burada Kral Edward’ın naaşı Aziz Peter Kilisesi’ne taşınıyor” yazar. Burası, bugün hepimizin bildiği Westminster Abbey’den başkası değil!
Tarihi Önemi: Bu görüntü, Abbey’nin o dönemden günümüze ulaşan tek tasviridir.
Zaman Yolculuğu: Kilise o zamanlar gıcır gıcırdı. Edward Confessor tarafından yaptırılmış ve ölümünden sadece birkaç gün önce, 28 Aralık 1065’te kutsanmıştı. İşlemede kilisenin çatısına rüzgar gülü takan adamı görebilirsiniz; bu, inşaatın tam o tarihte bittiğinin bir kanıtı.

İşlemenin ilk sahnesinde Kral Edward’ı devasa ahşap kirişlerin altında, tahtında otururken görürüz. Burasının büyük ihtimalle Westminster Sarayı (bugünkü Parlamento Binası’nın atası) olduğu düşünülüyor. Eğer öyleyse, bu işlemeli kumaş sadece kilisenin değil, İngiliz demokrasisinin kalbinin de bilinen en eski görüntüsünü barındırıyor.
İşlemede Kral Harold tahtında otururken gökyüzünde parlayan tuhaf, ateşli bir cisim görünür. Halk şaşkınlıkla gökyüzünü işaret etmektedir.
Dünya İlki: Bu, Halley Kuyruklu Yıldızı’nın dünyadaki ilk kesin tasviridir!
İlginç Bir Bağlantı: Kuyruklu yıldıza ismini veren Londralı gökbilimci Edmond Halley’nin anıtı bugün Westminster Abbey’de bulunuyor. Hatta o anıtın üzerinde 1986’da kuyruklu yıldızı inceleyen Giotto uzay aracının bir kabartması var. Yani Abbey’e giderseniz bir ortaçağ kilisesinde uzay aracı görmeye hazır olun!

Bayeux İşlemesi, sadece Hastings Muharebesi’ni anlatan bir askeri belge değil; aynı zamanda Londra’nın kayıp yüzyıllarına açılan eşsiz bir pencere. 2026’nın sonlarına doğru British Museum’da sergilendiğinde, bu detayları kendi gözlerinizle görebileceksiniz.






