
Londra’da yaşamanın veya şehri ziyaret etmenin en güzel yanlarından biri, cebinizden tek kuruş çıkmadan dünya standartlarında müzik dinleyebilmenizdir. İster dumanlı bir blues barı, ister görkemli bir katedral, isterseniz de yarının rock yıldızlarının sahne aldığı salaş bir pub arıyor olun; Londra’nın ritmi herkes için ücretsiz atıyor.
Cüzdanınızı yormadan şehri bir yerel gibi deneyimlemeniz için en iyi ücretsiz canlı müzik duraklarını derledik.
Londra’nın bağımsız müzik sahnesi, “ben oradaydım” diyebileceğiniz anlarla doludur. İşte sahne önünde ter atabileceğiniz ücretsiz mekanlar:
Shacklewell Arms (Dalston): Dalston’ın bu meşhur pub’ı neredeyse her gün bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Birçok konser ücretsiz; geleceğin festival headliner’larını burada henüz kimse tanımazken izleyebilirsiniz.
Old Blue Last (Shoreditch): Shoreditch’in kalbindeki bu köşe binası, yükselen yeteneklerin uğrak noktası. Üstelik bu prestijli sahne için bilet ücreti ödemenize gerek yok.
The Good Mixer (Camden Town): Britpop’un doğduğu, Amy Winehouse’un vakit geçirdiği efsanevi mekan. Perşembe ve Pazar günleri yeni yetenekleri ücretsiz dinlemek için uğrayın.
The Gladstone (Borough): Salı ve Pazar akşamları indie ve folk tınıları için ideal. Mekanın meşhur Hint-İngiliz füzyon yemekleri ücretli olsa da, müzik tamamen müessesenin ikramı.
Geceye biraz melankoli veya ritim katmak isterseniz, bu mekanlar sizi bekliyor:
Ain’t Nothin’ But (Soho): Londra’nın en otantik blues mekanı. Saat 20.30/21.00’e kadar giriş ücretsiz. Sonrasında küçük bir ücret alınabiliyor, o yüzden erken gitmekte fayda var.
Blues Kitchen (Brixton, Camden, Shoreditch): Soul ve blues tınılarının yükseldiği bu zincirde hafta içi birçok gece ücretsiz. Bazı akşamlar kokteyl indirimleriyle birleşince keyif ikiye katlanıyor.
NT’s Loft (Hackney): Çarşamba akşamları doğaçlama caz ve hip-hop için buraya gelin. Saat 19.30’dan önce girerseniz ücret ödemezsiniz.
The Ivy House (Nunhead): Londra’nın ilk topluluk mülkiyetindeki bu tatlı pub’ında Pazar öğleden sonraları (16.00-18.00) caz tınıları eksik olmuyor.
Sadece dinlemek yetmez, sesimi de duyurmak isterim diyenler için:
Carradine’s Cockney Sing-a-Long (Mr Fogg’s Tavern): Perşembe akşamları St Martin’s Lane’de Tom Carradine’ın piyanosu eşliğinde klasik İngiliz şarkılarını hep bir ağızdan söylemeye hazır olun.
Duke of Kendal (Marble Arch): Pazar akşamları saat 19.30’da gerçek bir mahalle dayanışması ve piyano eşliğinde toplu şarkı söyleme seansı sizi bekliyor.
Skehan’s (Telegraph Hill): Londra’nın en iyi pub’larından biri olarak kabul edilen bu mekanda Pazartesi akşamları düzenlenen “Jam Session”lar tam bir müzik ziyafeti.






