
Sinema maratonumuzun ikinci ayağında, 2026 vizyon takviminin en “ağır sıklet” yönetmenlerine ve bağımsız sinemanın en heyecan verici denemelerine konuk oluyoruz. Bu liste, sadece büyük stüdyoların değil, sinemayı bir sanat formu olarak yeniden tanımlayan auteur’lerin de gövde gösterisine dönüşüyor.
The Drama (Yönetmen: Kristoffer Borgli) Dream Scenario ile modern insanın kâbuslarını zekice bir mizaha dönüştüren Kristoffer Borgli, bu kez Zendaya ve Robert Pattinson’ı aynı karede buluşturuyor. Bir çiftin düğün haftasında gün yüzüne çıkan sarsıcı sırlar ve bozulan dengeler üzerine kurgulanan film, A24’ün karakteristik rahatsız edici estetiğiyle birleşiyor. 3 Nisan 2026’da vizyona girecek olan bu yapım, romantik dram türüne Borgli’nin o tekinsiz imzasını atıyor.
Apartman No:26 Notu: Zendaya ve Pattinson gibi iki dev enerjinin ekrandaki çatışmasını, Borgli’nin o her an raydan çıkmaya hazır anlatımıyla izlemek, 2026’nın en büyük oyunculuk şölenlerinden biri olacak.
Dune: Part Three (Yönetmen: Denis Villeneuve) Frank Herbert’ın Dune Messiah kitabından uyarlanan üçleme, Paul Atreides’in hikâyesini epik ve bir o kadar da karanlık bir sona taşıyor. Villeneuve’ün Arrakis’i, bu kez Robert Pattinson’ın da kadroya dahil olmasıyla daha da genişliyor. 18 Aralık 2026 için planlanan vizyon tarihi, sinemanın en görkemli bilimkurgu destanlarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Apartman No:26 Notu: Villeneuve, sinemayı yeniden devasa hissettiren nadir yönetmenlerden. Messiah’nın felsefi derinliği, yönetmenin steril ama ruhu olan estetiğiyle birleştiğinde bilimkurgu tarihinin en ağırbaşlı finallerinden birine şahitlik edebiliriz.
The Entertainment System is Down (Yönetmen: Ruben Östlund) İki Altın Palmiye ödüllü Ruben Östlund, bu kez modern insanın en büyük tabusuna odaklanıyor: Uzun mesafeli bir uçuşta bozulan eğlence sistemi. Keanu Reeves, Kirsten Dunst ve Daniel Brühl gibi isimlerin yer aldığı film, ekran bağımlılığından kopan elitlerin nasıl birer vahşiye dönüştüğünü hicvediyor. Östlund’un sınıfsal eleştirisi bu kez gökyüzünün binlerce fit üzerinde yankılanıyor.
Apartman No:26 Notu: Ekranlar kapandığında geriye kalan o çıplak insanlık hali… Östlund’un rahatsız edici ama kahkahaya boğan gözlem gücü, uçak kabini gibi klostrofobik bir alanda muhtemelen sinirlerimizi bozacak.
Ghostwriter (Yönetmen: J.J. Abrams) J.J. Abrams, uzun süredir sessiz kaldığı özgün projeler dünyasına Glen Powell, Jenna Ortega ve Samuel L. Jackson ile dönüyor. Konusu hakkında neredeyse hiçbir bilginin sızdırılmadığı bu yapım, Abrams’ın o meşhur mystery box stratejisinin son halkası. Çekimleri Rhode Island’da tamamlanan filmin vizyon tarihinde şaşırtıcı bir isim değişikliğine gitmesi de ihtimaller arasında.
Apartman No:26 Notu: Jenna Ortega ve Glen Powell’ın yükselen yıldız gücü, Abrams’ın dinamik yönetmenliğiyle birleşince, bizi muhtemelen 2026’nın en çok konuşulan popüler kültür fenomenlerinden biri bekliyor.
I Love Boosters (Yönetmen: Boots Riley) Sorry to Bother You ile sinema dünyasına radikal bir giriş yapan Boots Riley, sekiz yıl aradan sonra geri dönüyor. Keke Palmer, Demi Moore ve LaKeith Stanfield’ın yer aldığı film, bir moda ikonunu alaşağı etmeye çalışan mağaza hırsızlarını konu alıyor. Riley’nin zenginlik ve imaj odaklı kültüre yönelik sürreal ve sert eleştirileri bu filmde de başrolde.
Apartman No:26 Notu: Boots Riley, günümüz kapitalizmine en yaratıcı yumrukları atan yönetmenlerden biri. Demi Moore’un bir moda ikonu olarak karşımıza çıkması, Riley’nin hiciv gücüyle birleşince ortaya stilize bir başkaldırı hikâyesi çıkacaktır.
Ink (Yönetmen: Danny Boyle) Danny Boyle, medya devi Rupert Murdoch’ın hikâyesini James Graham’ın aynı adlı oyunundan sinemaya uyarlıyor. Guy Pearce’ın Murdoch’ı canlandırdığı filmde Claire Foy ve Jack O’Connell da yer alıyor. Medya manipülasyonunun ve gücün karanlık dehlizlerinde geçen bu biyografik drama, Boyle’un yüksek tempolu kurgusuyla birleşince nefes kesen bir politik gerilime dönüşmeye aday.
Apartman No:26 Notu: Medya dünyasının arka odalarındaki o kirli satranç oyununu Danny Boyle’un enerjisiyle izlemek, Succession hayranları için adeta bir ziyafet niteliğinde olacaktır.
Jack of Spades (Yönetmen: Joel Coen) Joel Coen, kardeşi Ethan olmadan çıktığı solo yolculuğuna İskoçya’da geçen gizemli bir dönem filmiyle devam ediyor. Frances McDormand ve Josh O’Connor’ın başrollerini paylaştığı yapım hakkında çok az şey bilinse de, Coen’in estetik titizliği ve Carter Burwell’in müzikleriyle yine bir “ustalık sınıfı” eseri bizi bekliyor.
Apartman No:26 Notu: Joel Coen’in edebiyatla ve tarihin karanlık köşeleriyle olan bağı, onu sinemanın en entelektüel isimlerinden biri yapıyor. Josh O’Connor’ın yükselen yeteneği, Coen’in vizyonunda nasıl bir şekil alacak merak ediyoruz.
Mother Mary (Yönetmen: David Lowery) David Lowery, Anne Hathaway’i bir pop yıldızı, Michaela Coel’i ise onun tasarımcısı olarak konumlandırdığı psikoseksüel bir ilişki hikâyesiyle dönüyor. A24 imzalı film, Hathaway’in canlandırdığı karakterin devasa bir turne öncesi yaşadığı duygusal ve profesyonel yıkımı merkezine alıyor. Nisan 2026’da izleyiciyi hipnotik bir atmosfer bekliyor.
Apartman No:26 Notu: Lowery’nin atmosfer yaratma dehası, pop dünyasının o hem pırıltılı hem de yıkıcı doğasıyla birleşince ortaya modern bir Black Swan çıkabilir. Anne Hathaway’in diva performansına şimdiden hazırız.
Narnia: The Magician’s Nephew (Yönetmen: Greta Gerwig) Barbie ile dünyayı pembeye boyayan Greta Gerwig, şimdi de C.S. Lewis’in büyülü dünyasına adım atıyor. Narnia serisinin kronolojik olarak ilk kitabı olan bu hikâye, Gerwig’in edebi dokunuşuyla Netflix’te hayat bulacak. Başrollerde Daniel Craig ve Carey Mulligan’ın olması, Aslan’ı ise Meryl Streep’in seslendirecek olması yapımı yılın en büyük fantastik olayı kılıyor.
Apartman No:26 Notu: Gerwig’in karakter derinliğine odaklanan rejisi, Narnia’nın yaratılış hikâyesine çok yakışacaktır. IMAX ekranlarında Kasım ayında başlayacak olan bu macera, kışımızı ısıtmaya aday.
The Odyssey (Yönetmen: Christopher Nolan) Christopher Nolan, Oppenheimer başarısının ardından Homeros’un ölümsüz destanını 250 milyon dolarlık dev bir bütçeyle beyaz perdeye taşıyor. Matt Damon’ın Odysseus, Anne Hathaway’in Penelope ve Tom Holland’ın Telemachus olduğu film, tamamen IMAX 70mm kameralarla çekildi. 17 Temmuz 2026’da vizyona girecek yapım, sinemanın ulaştığı teknik zirveyi temsil edecek.
Apartman No:26 Notu: Nolan’ın zaman ve mekânla oynayan zekâsı, Odysseus’un on yıllık eve dönüş yolculuğunda kim bilir nasıl bir labirent kurgulayacak? Mitolojinin bu modern yorumu, 2026 yazının mutlak hâkimi olacak.
Possible Love (Yönetmen: Lee Chang-dong) Güney Kore sinemasının dâhisi Lee Chang-dong, Burning’den sekiz yıl sonra nihayet geri dönüyor. Başrolünde Jeon Do-yeon’un yer aldığı bu Netflix yapımı, yönetmenin o sessiz ama derinden sarsan insani dramlarından biri olmaya aday. Cannes Film Festivali’nde prömiyer yapması muhtemel olan yapım, 2026’nın en güçlü dünya sineması örneklerinden biri olacak.
Apartman No:26 Notu: Lee Chang-dong bir hikâyeyi sadece anlatmaz, onu ruhunuza kazır. Possible Love, muhtemelen aşkın ve imkânsızlığın sınırlarını felsefi bir derinlikle yeniden tanımlayacaktır.






