
Belmacz galerisinin eşiğinden içeri adım attığınızda, coğrafi koordinatların ve ailevi bağların iç içe geçtiği, masalsı bir gerçeklik algısıyla karşılaşıyorsunuz. Anne-kız olan Eva ve Hanna Mattes’in ilk kez bir araya geldiği “Indien” sergisi, ismini Brandenburg’daki “India” (Hindistan) adlı bir evden alıyor; ancak buradaki “Hindistan”, bir yer olmaktan ziyade bir aidiyet pusulası ve mesafenin nasıl “ev” gibi hissedilebileceğine dair bir metafor işlevi görüyor. Yeni Alman Sineması’nın kült figürlerinden Eva Mattes ve anlatı sanatının sınırlarını zorlayan kızı Hanna Mattes, galerinin mekanını hafızanın, yasın ve oyunbaz bir keşfin kesişim noktasına dönüştürüyor.
Hanna Mattes’in “The Horizon Is Too Loud” (Ufuk Çizgisi Çok Gürültülü) serisi, Pasifik Okyanusu boyunca süren bir yolculuğun görsel ve işitsel kaydını sunarken, ufuk çizgisini sadece bir manzara değil, duyusal bir paradoks olarak konumlandırıyor. Hanga Roa’dan Fiji’ye uzanan bu yolculukta çekilen parlak C-print fotoğraflar, gökyüzü ile suyun birleştiği o kırılgan çizgiyi, doğanın sessiz ama görkemli bir haykırışı gibi izleyicinin karşısına çıkarıyor. Fotoğraflardaki yüksek doygunluk ve netlik, mekanın derinliğini düzleştirerek izleyiciyi o sonsuz boşluğun içinde tekinsiz bir tanıklığa zorluyor. Ses yerleştirmesiyle birleşen bu görseller, uzağın sesini galerinin merkezine taşıyarak, dış dünyadaki devasa ekosistemlerin içsel birer imgeye dönüşme sürecini somutlaştırıyor.
Mekanın diğer tarafında, Eva Mattes’in yirmi yıllık bir sürece yayılan “untitled (20 years)” başlıklı çalışması, gündelik hayatın en mahrem ve sıradan anlarını anıtsal bir forma büründürüyor. Lureks ipler üzerine dizilmiş yirmi yedi adet çikolata ambalajından oluşan bu perde, zamanın geçişini ve domestik ritüellerin sürekliliğini temsil eden parıltılı bir katmana dönüşüyor. Bir annenin biriktirdiği bu narin fragmanlar, sergideki uçsuz bucaksız okyanus ufuklarıyla diyalog kurarak, “ev” kavramının küçük bir kağıt parçasında nasıl saklanabileceğini gösteriyor. Çikolata ambalajlarının yarattığı o metalik ışıltı, serginin bütününe hakim olan sihirli gerçekçilik atmosferini pekiştirirken, nesnelerin sadece birer çöp değil, birer sevgi ve hafıza taşıyıcısı olduğu tezini güçlendiriyor.
Sergi, sinematik bir mirasın ve anlatı geleneğinin iki farklı kuşak tarafından nasıl yeniden yorumlandığını gösteren entelektüel bir laboratuvar niteliği taşıyor. Fassbinder ve Herzog gibi yönetmenlerin dünyasında yüzlerce karakteri canlandıran Eva’nın “eylem” odaklı geçmişi ile Hanna’nın antroposen çağın manzaralarına odaklanan “gözlem” odaklı pratiği, “Indien” çatısı altında bütünleşiyor. 6 Şubat 2026 tarihine kadar devam edecek olan bu sergi, izleyiciyi miras kalan duyguların, sevginin ve suyun havayla buluştuğu o belirsiz sınırın peşinde, zamansal bir eşikte yürümeye davet ediyor. Galeriden ayrıldığınızda, uzağın artık o kadar da uzak olmadığını, asıl yolculuğun ise belleğin korunaklı odalarında başladığını hissediyorsunuz.
Sergi Künyesi
Sergi Adı: Indien
Sanatçılar: Hanna Mattes, Eva Mattes
Mekân: Belmacz, 45 Davies Street, Londra W1K 4LX T
Tarih: 6 Şubat 2026 kadar devam edecek






