
Ab-Anbar’ın kapısından içeri süzüldüğünüz an kendinizi sınırsız bir özgürlüğün, rengin ve hareketin ortasında buluyorsunuz. Fadia Haddad’ın “The Symphony of Birds” (Kuşların Senfonisi) sergisi, sizi sadece kuş figürleriyle değil, bu figürlerin temsil ettiği o hudutsuz hareket etme arzusuyla karşılıyor. Lübnan asıllı sanatçının, kuşları hiçbir kategoriye veya coğrafi sınıra hapsolmadan uçabilen varlıklar olarak ele aldığı bu yeni gövde işi, salonun içinde adeta kozmik bir rüzgâr estiriyor.
Galeride ilerlerken, tuvallerin üzerindeki o yoğun ve katmanlı doku dikkatinizi çekiyor; her bir eser, sanatçının aylarca süren, bedensel ve zihinsel sınırlarını zorlayan bir mücadelenin fiziksel tortusunu taşıyor. Haddad’ın resimlerini yere sererek, fırçalar, süpürgeler ve bazen de boyayı kazıyarak oluşturduğu bu “taktil” (dokunsal) yüzeyler, kuşun ve evrenin tek bir güçlü darbede birleştiği anları donduruyor. Tuvallerin ağırlığı, üst üste binmiş boya katmanlarının altında saklı olan zamanın ve emeğin sessiz tanıklığını yapıyor. Uzaktan bakıldığında gökyüzündeki uçak izlerini andıran ritmik çizgiler ve dalgalar sizi içine çekerken, yaklaştığınızda boyanın içinde nefes alan hava akımlarını, kabarcıkları ve adeta bir insan derisi gibi soluyan o canlı dokuyu hissedebiliyorsunuz.
Haddad’ın kuşları, belirli bir türe ait olmaktan ziyade, o tanımlanamayan ve ele avuca sığmayan “uçma” eyleminin kendisini simgeliyor. Resimlerdeki fırça darbeleri bazen keskin bir cam kırığı gibi sert kavisler çizerken, bazen de yumuşak ve pürüzsüz bir tüy dokusuna dönüşüyor. Bu kuşlar bizi köşeden izliyor, üzerimizden geçip gidiyor veya geçiciliğin o sarsıcı gerçeğiyle bizi yüzleştiriyor; ancak her durumda temel bir özgürlüğü muhafaza ediyorlar. Sanatçının maddeyle girdiği o sert kavgadan doğan bu kozmik evren, izleyiciye kendi içsel “senfonisini” bulması ve bu kuşlarla birlikte uzayda tam hızla uçması için bir davetiye çıkarıyor. 24 Ocak 2026 tarihine kadar devam edecek olan bu sergi, kışın en soğuk günlerinde bile size sınırların olmadığı, sadece hareketin ve armoninin hüküm sürdüğü o sonsuz gökyüzünün kapılarını aralıyor.






