Berlin’in dondurucu kış atmosferinde, Goethestraße üzerindeki Zilberman’ın duvarlarından sarsıcı bir üçlemenin son halkası yankılanıyor. Apartman No: 26’nın Berlin rotasında bu hafta; sosyal, hukuksal ve varoluşsal zeminlerin nasıl ayağımızın altından kayıp gittiğini fısıldayan Neriman Polat ve onun “Groundless” (Yersiz/Temelsiz) sergisi var.
7 Şubat 2026 tarihine kadar sürecek olan bu sergi, Polat’ın 2018’de başlayan ve toplumsal “yoksunlukları” odağına alan sergi üçlemesinin görkemli ve bir o kadar da hüzünlü finali.
Neriman Polat, 2018’den bu yana dilin en küçük yapı taşlarından birini, “-less” (-siz/-suz) ekini kullanarak koruma, yapı ve istikrarın aşamalı olarak kaybedilişini belgeliyor. Bu takı, Polat’ın ellerinde bir dil bilgisi öğesinden çıkıp, modern insanın mahrum bırakıldığı hakların ve hislerin birer dökümü haline geliyor.
Polat’ın yedi yıla yayılan bu kavramsal yolculuğunun duraklarını özetliyor:
2018 – Merciless yani merhametin ve şefkatin yokluğu; toplumsal sertlik.
2023 – Roofless yani Barınma hakkının, güvenli alanın ve aidiyetin kaybı.
Üçlemenin son bölümü olan Groundless, sadece fiziksel bir topraksızlığı değil; demokrasinin, adaletin ve ekolojik dengenin sarsılan temellerini de derinlemesine sorguluyor. Polat, eserlerinde özgürlüğün nasıl tehlikeye girdiğini ve toplumu bir arada tutan “sosyal sözleşmelerin” nasıl çatlamaya başladığını görsel bir dille somutlaştırıyor.
Sergi, küresel ekolojik ve ekonomik krizlerin ortasında, yıkılan yapıların arasından yeni bir zemin bulma ve yeniden kök salma çabasını barındırıyor. Fiziksel istikrarın kaybı ile varoluşsal sarsıntı arasındaki bu paralellik; sanatçının tekstil, enstalasyon ve video gibi disiplinleri birleştiren titiz işçiliğiyle izleyiciye aktarılıyor.
Berlin’de Bir Hafıza Alanı
Zilberman Berlin’in galeri alanı, Polat’ın bu tekinsiz ama bir o kadar da güçlü “yokluk” anlatısı için meditatif bir sahneye dönüşüyor. Eşitsizlik, demokrasi sancıları ve yerinden edilme temalarıyla bezeli bu sergi, izleyiciyi şu soruyu sormaya itiyor: “Her şey ayağımızın altından kayarken, tutunacak neyimiz kaldı?”