
Londra’nın o ağırbaşlı Savile Row’undan içeri adım atarken, insan genellikle sarsıcı bir görsel manifesto beklemez. Ancak Sadie Coles HQ’nun kapısından girip Wilhelm Sasnal’ın yeni tuvalleriyle yüzleştiğinizde, önce o tanıdık kısa duraksamayı yaşıyorsunuz: Bunlar bildik imgeler, ama nereden hatırladığınızı bir türlü çıkaramıyorsunuz.
Sasnal, kendi resimlerini var olan görüntülerin “cover” versiyonları olarak tanımlamayı seviyor. Bazen arşiv fotoğraflarından bazen de bizzat kendi çektiği karelerden yola çıkıyor; ama galerideki her tablo, aslında kendi dışında başka bir imgeye, geçmiş bir ana işaret ediyor. Aradaki bu ilişki oldukça süzülmüş, hatta acımasızca indirgenmiş bir ilişki: Renkler soluyor ya da aniden basitleşiyor, fazlalıklar tuvalden atılıyor, grafik örüntüler ise kasten abartılıyor. O tuvale bakarken kaynak fotoğrafı zihninizin bir köşesinde adeta bir hayalet gibi hissediyorsunuz; ama o görüntü hiçbir zaman tam anlamıyla netleşmiyor. Bana kalırsa Sasnal’ın en çarpıcı, hatta izleyiciyi en çok sinir eden başarısı tam da bu tekinsiz eşikte durmasında gizli.
Serginin kavramsal omurgası iki sert kutup arasında gidip geliyor: Bir yanda sanatçının kendi evinin içinden, o mahrem ve sevgi dolu aile portreleri; hemen karşısında ise politikacıların o grileşmiş asık suratları, Oval Ofis’in soğukluğu ve NATO toplantılarının gerilimi.
Belli ki Sasnal için geçmiş ile şimdiki zaman, birbirinin yerine rahatça geçebilen ve durmadan birbirini besleyen kavramlar. Üstelik bu sadece kâğıt üzerinde soyut bir fikir olarak kalmamış. Galeride gezinirken bir tuvaldeki anne yüzü ile hemen yanındaki devlet otoritesini simgeleyen o soğuk mimari arasındaki mesafenin ne kadar kasıtlı bir şekilde daraltıldığını ürpererek fark ediyorsunuz.
Araya serpiştirilen müzisyen portreleri de bu tuhaf diyaloğa sızıyor. Hayranlık duyduğunuz bir müzisyenin belirli bir dönemi veya duyguyu çağırma gücü ile bir aile fotoğrafının o kişisel, yakıcı çağrışımı tuvallerde üst üste biniyor. Açıkçası, galerinin ikinci katına doğru adımladığınızda bu örtüşmenin yarattığı psikolojik yükün giderek ağırlaştığını hissediyorsunuz.
1972 Polonya doğumlu Sasnal, mimarlık eğitiminin üzerine inşa ettiği resim kariyeri boyunca (Whitechapel’dan Haus der Kunst’a uzanan o uzun yolda) hiçbir zaman tek ve güvenli bir estetiğin içine yerleşip kalmadı. “family / history” sergisi, onun bu bilinçli tutarsızlığının en olgun ifadesi belki de. Ya da daha doğru bir tabirle: Tutarsızlığın bizzat kendisini, son derece tutarlı bir strateji olarak kullanan usta işi bir pratiğin özeti.
Eğer şu sıralar Londra’daysanız, bu görsel hafıza oyununu kendi gözlerinizle deneyimlemek için iki haftadan biraz fazla zamanınız var.
📍 Sadie Coles HQ, 17 Savile Row, Londra
Sergi 23 Mayıs’a kadar, Salı’dan Cumartesi’ye 10:00–18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.






