
Tomtom Mahallesi’nin o enerjik havasında, Istanbul Concept Gallery’de bambaşka bir ritüel gerçekleşiyor. Dilan Demirbağ’ın “AGON, ‘Elma’ Dersem Çık…” sergisi, bizi çocukluğumuzun o masum tekerlemesinden alıp, yetişkinliğin o karmaşık çatışma ve oyun alanına fırlatıyor.
Burada oyun, sadece bir eğlence değil; kültürün ve varoluşun ta kendisi. Demirbağ, Johan Huizinga’nın Homo Ludens felsefesini tuvale değil, sanki doğrudan zihnimize nakşediyor.
Mürekkebin Oyunu: Dilan, mürekkebin o başına buyruk, akışkan doğasını bir partner gibi kullanıyor. Sanatçının kontrolü ile malzemenin içgüdüsü arasında bir “Agon” (yarışma/çatışma) yaşanıyor.
İçeride Ne Var? Çocukken saklambaç oynarken hissettiğimiz o heyecan ve hafif korku, burada psikolojik birer figürasyona dönüşmüş durumda. Her bir leke, kolektif bilincimizde saklı olan bir sembolün sobelenmiş hali gibi.
O Duygu: Sergiden çıktığınızda kendinize şunu soruyorsunuz: “Benim oyunum nerede bitiyor, gerçeklik nerede başlıyor?”
Dikkat: Bu sergi için elinizi çabuk tutmanızda fayda var, zira 16 Mayıs’ta perdeler kapanıyor. Oyunun kurallarını yeniden yazmak için hala birkaç gününüz var.






