
Rotamızı San Francisco’nun dev heykellerinden ve Venedik’in kristal enerjisinden tekrar İstanbul’un kalbine, Salt Galata’ya çeviriyoruz. Dünyada dev bütçeli retrospektifler rüzgar estirirken, Salt Galata, bizi çok daha tanıdık, bir o kadar da tekinsiz ve politik bir hafıza tazelemesine davet ediyor: Onur Gökmen’in “Toprakaltı” sergisi.
2 Nisan’da açılan ve 3 Mayıs 2026’ya kadar devam edecek olan bu sergi, BBVA Vakfı iş birliğinde düzenlenen Salt Sanatsal Araştırma ve Üretim Destek Programı’nın bir meyvesi. Ancak serginin asıl meyvesi veya yaprağı, Türkiye’nin kolektif hafızasında hala demlenmeye devam eden radyoaktif bir mesele: Çernobil ve Karadeniz çayı.
1986’daki Çernobil faciasından sonra Türkiye’de çekilen o meşhur görüntüleri hatırlarsınız: Devlet yetkililerinin kameralar karşısında bakın bir şey olmuyor diyerek çay içtiği, radyoaktif çay daha lezzetlidir gibi akıl sınırlarını zorlayan manşetlerin atıldığı o absürt ama trajik dönem.
Onur Gökmen, bu sergide meseleyi sadece bir arşiv taraması olarak değil, çok kişisel bir noktadan ele alıyor. Sanatçının ebeveyni İnci ve Ali Gökmen, o dönem ODTÜ’de görevli olan ve Karadeniz çayındaki tehlikeli kirliliği ilk tespit eden bilim insanları arasındaydı. Hazırladıkları rapor basına sızana kadar devlet aygıtları tarafından nasıl sümen altı edilmeye çalışıldığı, serginin temel gerilim hattını oluşturuyor.
Sergi, kurgusal ve belgesel unsurları birleştiren üç ana bölümden oluşuyor:
ODTÜ Kesiti: Çaydaki kirliliğin ilk keşfedildiği laboratuvar ortamına ve İnci-Ali Gökmen’in aktarımlarına dayanan bir belgesel bölümü. Bilimin çıplak gerçeğiyle burada yüzleşiyoruz.
Televizyon Stüdyosu: Medyanın, bürokrasiyle nasıl iç içe geçip gerçeği manipüle ettiğini gösteren bir enstalasyon. Merkezdeki kısa film, haberlerde kurulan o hayali Karadeniz imgesi ile gerçeği çarpıştırıyor.
Dekorların Arkası: Çernobil felaketinin Türkiye’deki izlerini taşıyan arşiv fotoğrafları. Anlatı ile kanıtın en saf haliyle buluştuğu nokta.
“Radyasyon ne tek bir kuşağa ne de belirli bir coğrafyaya aittir. Bulutlarla taşınan ve yeraltına sızan radyasyonun toprakla bugüne aktarılması gibi, bu olayın imgeleri de kişisel ve kolektif hafızada dolaşmayı sürdürür.”
Sergiyle paralel düzenlenen “Toprakaltından Topraküstüne” söyleşisi daha iki gün önce, 3 Nisan’da yapıldı. Çernobil’in 40., Fukuşima’nın ise 15. yıl dönümüne denk gelen bu buluşmada, nükleer endişenin nasıl bir maddesel tanık olarak çay yapraklarına sindiği tartışıldı. Onur Gökmen, görünmez ve yavaş bir çevresel tahribatın halk sağlığını ve politikaları nasıl şekillendirdiğini “Toprakaltı” ile yüzeye çıkarıyor.
Salt Galata’nın o etkileyici atmosferinde, çay kokusuyla karışık bir nükleer tarih dersi almak isterseniz:
Tarihler: 2 Nisan – 3 Mayıs 2026
Mekân: Salt Galata, Mastercard Sergi Mekânı
Giriş: Ücretsiz
Koordinatör: Alâ Taleb






