
Lagos’u biraz olsun bilenler ya da belgesellerden, fotoğraflarından aşina olanlar o değişmez gerçeği çok iyi bilir: Beton. Yeşil alanın neredeyse bir lüks sayıldığı, kentsel kârlılığın ve amansız inşaat iştahının her boşluğu yuttuğu, doğayla bağın kopmaktan ziyade belki de en başından hiç kurulamadığı devasa bir metropol. İşte tam da bu şehirde büyüyen Nengi Omuku, Pippy Houldsworth Gallery’deki yeni sergisi We Were Like Those Who Dreamed ile o bitmek bilmez yeşil eksikliğini alıp tuvallerinin tam merkezine yerleştiriyor.
Omuku’nun galerideki bu ikinci kişisel sergisinde, oldukça çarpıcı ve bir o kadar da hüzünlü bir görsel stratejiyle karşı karşıyayız. Sanatçı; Lagos’un o yoğun, boğucu, gri merkezinden koparıp aldığı çağdaş ve arşivsel figürleri, yemyeşil yaprakların, uçsuz bucaksız panoramaların olduğu İzlenimci ve Fovist manzaraların içine bırakıveriyor.
Mesela Dream Logic tablosunun karşısına geçtiğinizde, yüzü olmayan insanların boş bidonların üzerinde oturup çaresizce yakıt kuyruğunda beklediğini görüyorsunuz. Ya da One Particular Man eserinde, kalabalık bir cemaatin ortasında arabasını doldurmaya giden bir adam takılıyor gözünüze… Omuku, bu ağır ve sert kentsel gerçekliğin öznelerini o beton hapishaneden çıkarıp; hızlı, noktalı fırça darbeleriyle yarattığı sık çalıların ve şimşeklerle yarılmış bir gökyüzünün altına, adeta gizemli bir cennete taşıyor.
Açıkçası beni bu sergide en çok etkileyen detaylardan biri, işlerin üzerine resmedildiği materyalin kendisi oldu. Karşımızda bildiğimiz gergin tuvaller yok; Omuku, Yoruba halkının sömürge öncesi tarihine uzanan, elde eğrilmiş Sanyan kumaşlarını tercih ediyor. Annesi sayesinde küçük yaştan itibaren çiçekçilik ve bahçıvanlık üzerine eğitim almış olması, doğaya duyduğu bu takıntılı özlemin sadece kentsel bir eleştiri olmadığını; derinden gelen biyografik bir kök salma çabası olduğunu da fısıldıyor.
1987 doğumlu sanatçının sadece galeri duvarlarıyla yetinmediğini de not düşmek gerek. 2019’da kurduğu The Art of Healing adlı sivil toplum kuruluşuyla, Afrika genelindeki o kasvetli ve soğuk klinik mekânlarını sanatla dönüştürüyor. Önümüzdeki haziran ayında San Francisco’daki de Young Müzesi’nde açılacak olan ilk ABD kurumsal kişisel sergisi de Omuku’nun artık sadece yerel bir yetenek değil, küresel ölçekte çok ciddiye alınan güçlü bir sese dönüştüğünün en net kanıtı.
Heddon Street’teki Pippy Houldsworth Gallery, bu ay bizi betonun ortasında, imkânsız bir vahayı düşlemeye davet ediyor. Mayıs sonuna kadar yolunuz Soho taraflarına düşerse, kentin gürültüsünden sıyrılıp bu tekinsiz ama büyüleyici bahçeye mutlaka uğrayın.
(Sergi, 30 Mayıs’a kadar Pippy Houldsworth Gallery’de, Salı-Cuma 10:00-18:00 ve Cumartesi 11:00-18:00 saatleri arasında görülebilir.)






