
Sanat dünyasının yükselen yıldızlarından Michaela Yearwood-Dan’in Birleşik Krallık’taki ilk kurumsal müze sergisi için rotamızı Manchester’a, The Whitworth’a çeviriyoruz. “The Practice of Liberation” başlıklı bu sergi, 17 Nisan’da kapılarını açarak 18 Ekim 2026 tarihine kadar izleyiciyi; resim, seramik ve müziğin iç içe geçtiği katmanlı bir yerleştirmenin içine davet ediyor. Sergi, Manchester’daki prömiyerinin ardından Towner Eastbourne ve Bristol’daki Arnolfini’de de sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.
Serginin merkezinde, bell hooks’un yazılarına atıfta bulunan ve özgürlüğü bitmiş bir durumdan ziyade devam eden bir süreç olarak ele alan bir felsefe yatıyor. Yearwood-Dan; eğitim, kültür, sevgi ve sanatın kişisel ve toplumsal özgürlük için nasıl birer araç haline gelebileceğini sorguluyor. Sanatçı, kendi deneyimlerinden yola çıkarak Katolik Kilisesi’nin estetiğini ve sembolizmini, sömürgecilik ve kurumsal din tarihleriyle kesiştiği noktada yeniden kurguluyor. Bu çok boyutlu enstalasyona, besteci Alex Gruz tarafından sergiye özel olarak hazırlanan bir müzik skoru eşlik ediyor.
Sergideki 14 büyük ölçekli resim, Katoliklikte merkezi bir yere sahip olan “Stations of the Cross” duraklarının kompozisyon yapısını yankılıyor. Sanatçı bu yapıyı; düşmüş haçlar ve vitray pencereleri anımsatan diptik formlarla kendi görsel diline tercüme ediyor. Sergide yer alan 6 seramik kap ise hem Hz. İsa’nın suyun şaraba dönüştüğü ilk mucizesine hem de Gana’nın geleneksel bolga sepetlerinin formlarına atıfta bulunarak evsel konfor ve ritüel duygusunu birleştiriyor. Resimlerin paleti, tarihi dini resimlerin solmuş renklerinden Karayipler’in güneşle ağarmış tonlarına kadar uzanarak kişisel ve kültürel geçmişlerin izini sürüyor.
Soyutlama dilini ustalıkla kullanan Yearwood-Dan, tuvallerine kendi günlüklerinden parçalar, şarkı sözleri ve James Baldwin gibi sivil haklar aktivistlerinin metinlerini yerleştiriyor. Bu metinler bazen çok net bazen de gizemli bir şekilde karşımıza çıkarak kişisel olanla politik olanın nerede kesiştiğini düşünmeye zorluyor. Sanatçının pratiğinde siyahlık, kuirlik, dişillik ve şifa ritüelleri gibi temalar popüler kültür referanslarıyla harmanlanıyor
Michaela Yearwood-Dan, bu sergiyi izleyiciler için şefkatli bir alan olarak tanımlıyor. Sanatçı, ziyaretçilerin kendi özgürleşme pratiklerini başlatmaları veya en azından durup düşünmeleri için onlara cesaret vermeyi umuyor. Sergiyle eş zamanlı olarak Haziran 2026’da sanatçının ilk monografisi yayınlanacak ve sergiye özel sınırlı sayıda imzalı bir baskı (print) satışa sunulacak.






