
Hafta sonunun ayak sesleri şimdiden duyulmaya başladı. Londra yine o bildiğimiz, kabına sığmayan haliyle bizi selamlıyor. Eğer bu hafta sonu ajandanızda boşluk varsa, o boşlukları sanatla, kahve kokusuyla ve biraz da İngiliz usulü absürtlüklerle doldurmaya hazır olun. Şehir bu iki gün boyunca adeta bir yaratıcılık sağanağına tutulacak.
İşte sokağa çıkmak için bahaneniz bol, keyfiniz yerinde olsun diye hazırladığımız hafta sonu rotası:
Bu hafta sonu Londra, koleksiyonerler ve estetik tutkunları için tam bir bayram yeri. Wimbledon Sanat Panayırı (14-17 Mayıs), 180’den fazla sanatçının o mahrem stüdyo kapılarını ardına kadar açıyor; üstelik girişin ücretsiz olması tam bir gel ve bakmadan geçme daveti.
Eğer ilginiz biraz daha nostaljik ve rafineyse, istikametiniz Somerset House olmalı. London Original Print Fair, Rembrandt’tan Picasso’ya uzanan bir zaman tüneli vaat ediyor. Kitap kurtları ise Saatchi Gallery’deki Firsts: London’s Rare Book Fair’de bu yılın devrim temalı nadir el yazmaları arasında kaybolabilir. Hani derler ya, eskinin tadı başkadır; bu fuar o sözün tam karşılığı.
Şehrin bir ucunda Brick Lane, London Coffee Festival ile buram buram kafein kokarken; diğer ucunda Royal Albert Hall, Highways Festival ile country tınılarına ev sahipliği yapıyor. Carly Pearce ve Emmylou Harris’in sahnede olacağı bu hafta sonu, ruhunu Americana müziğine teslim etmek isteyenler için biçilmiş kaftan. Kahvenizi içip Brick Lane’in o kaotik enerjisini soluduktan sonra kulaklarınızın pasını silmek için South Kensington’a süzülebilirsiniz.
Cumartesi sabahına 1259’dan kalma bir gelenekle, Cheam Charter Fair’in o renkli geçit töreniyle uyanabilirsiniz. Ama asıl heyecan güneş battıktan sonra başlıyor. Finali Viyana’da gerçekleşecek olan Eurovision için Londra’nın dört bir yanında dev ekranlar kuruluyor. Konfeti ve simin eksik olmayacağı bu gecede komşuya 12 puan esprileri havada uçuşacak.
Alternatif arayanlar için ise iki büyüleyici seçenek var:
Kew Gardens’ta Sessiz Disko: Viktorya dönemi serasında, bitkilerin arasında kulaklıklarla dans etmek… Tam bir modern zaman masalı.
Sir John Soane’s Museum Lates: Antik eserlerin mum ışığına benzer atmosferik aydınlatmalar altında nasıl dile geldiğini görmek isteyenler için kapılar gün batımından sonra açılıyor.
Pazar gününü rehavetle geçirmek yerine, kendinizi şık bir absürtlüğün içinde bulabilirsiniz. Grand Flaneur Walk, silindir şapkalar ve cep saatleriyle amaçsızca yürümenin en zarif halini kutluyor. Şehrin sokaklarında bu ekiple karşılaşmak bile başlı başına bir deneyim.
Eğer ailece bir plan peşindeyseniz, Lewisham’daki Fox and Firkin’de korsan temalı bir parti sizi bekliyor. Ya da daha tarihsel bir dokunuş isterseniz, Carshalton’da 1544 yılına ışınlanıp bizzat Kral 8. Henry’den o meşhur hikâyelerini dinleyebilirsiniz. Fotoğraf meraklıları için Bloomsbury’deki Photographica Camera Fair, antika lenslerin arasında hazine avına çıkmak için son durak.
Londra bu hafta sonu yine her telden çalıyor. Sizin tercihiniz sessiz bir müze turu mu olur, yoksa Eurovision’un o çılgın kalabalığı mı?
Fotoğraf:Martin SoulStealer






