
İstanbul’un bahar enerjisiyle sarmalandığı bu günlerde, rotamızı geleneksel sanatların matematiksel kökenleriyle modern teknolojinin kesiştiği çok özel bir noktaya, Terakki Vakfı Sanat Galerisi’ne çeviriyoruz. Galeri, 24 Nisan 2026 tarihine kadar devam edecek olan, Selçuk Artut’un “Otonomi: Akışkan Geometri” başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.
Selçuk Artut (d. 1970), Türkiye’nin medya sanatları alanındaki en özgün ve akademik derinliği olan seslerinden biridir. Sabancı Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdüren Artut; sadece bir görsel sanatçı değil, aynı zamanda bir müzisyen (Replikas grubu üyesi) ve yaratıcı kodlama alanında bir öncüdür. Sanat pratiği, insanın teknolojiyle olan etkileşimini ve bu etkileşimin yarattığı yeni estetik dilleri sorgular.
Artut’un sanatı, karmaşık algoritmaları ve matematiksel formülleri soğuk birer işlem olmaktan çıkarıp, izleyicinin duygularına hitap eden akışkan birer görselliğe dönüştürür. Onun dünyasında “kod”, fırçanın yerini alan modern bir enstrümandır.
“Otonomi: Akışkan Geometri” sergisi, Artut’un uzun süredir üzerinde çalıştığı “Geomart-ut” projesinin bir devamı niteliğindedir. Bu seride sanatçı, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan kadim bir coğrafyanın görsel hafızasını dijital dünyayla buluşturur. Sergideki eserler, şu tarihi ve mimari duraklardan beslenir:
Mimari Referanslar: Akşehir Şeyh Hacı İbrahim Veli Türbesi, Beyşehir Eşrefoğlu Cami, Fatih Cami ve Sırçalı Medrese gibi Anadolu’nun taş işçiliğiyle ünlü yapıları.
İpek Yolu Durakları: Hive, Bukhara ve Semerkant (Şah-ı Zinde, Bibi Hanım Cami) gibi Orta Asya’nın geometrik desen merkezleri.
Selçuk Artut, bu tarihi mekanlardaki kenar bordürleri ve iç içe desenleri statik hallerinden kopararak, otonom algoritmalarla yeniden hayat verir. Sergideki “Manifold” serisi ve video yerleştirmeleri, geometrinin aslında ne kadar canlı ve hareketli bir yapı olduğunu kanıtlar niteliktedir. Desenler, tıpkı serginin adında olduğu gibi bir “otonomi” kazanarak izleyicinin önünde sürekli dönüşen akışkan formlara bürünür.
Bu sergi, sadece “modern” bir sergi değil; binlerce yıl önce taşlara kazınan o gizli matematiğin, bugün bilgisayar ekranlarında nasıl yeniden “nefes alabildiğini” gösteren bir zaman tünelidir. Eğer yolunuz Terakki Vakfı Sanat Galerisi’ne düşerse, kodların arasında gizlenmiş bir Semerkant hikayesiyle karşılaşmaya hazır olun.






