
Dünyaca ünlü Çinli muhalif sanatçı Ai Weiwei, Manchester’daki Factory International’da gerçekleştirdiği “Sewing a Button” (2026) adlı 24 saatlik kesintisiz performansıyla, sanat tarihinin en iddialı ama aynı zamanda en çok sahne kazasıyla dolu işlerinden birine imza attı. Sanatçının Çin hükümeti tarafından 81 gün boyunca hücrede tutulduğu o karanlık dönemi yeniden canlandırmayı hedefleyen bu devasa prodüksiyon, organizasyonel amatörlükler ve teknik fiyaskolar yüzünden trajediden absürt bir komediye evrildi.
Frieze yazarı Lou Selfridge’in kaleme aldığı bu sıra dışı deneyimi ve sahne arkasında yaşananları sizler için inceledik.
Performansın ilk saatleri son derece vaat edici, hipnotize edici ve kasvetliydi. Sahnede, Ai Weiwei’in Çin’de tutulduğu çıplak hücrenin birebir kopyası yer alıyordu. Sanatçının her hareketi, askeri kamuflaj giymiş gardiyan rolündeki aktörler tarafından milim milim takip ediliyordu:
Adım Adım Takip: Weiwei hücrede yürüdüğünde iki gardiyan onunla yürüyor, oturduğunda iki yanında dikiliyor, tuvalete gittiğinde bile gardiyanlar ona eşlik ediyordu.
Sessizliğin Gücü: İlk dört saat boyunca salondaki izleyiciler, gardiyanların saatlerini kontrol etme ritüellerine, Weiwei’in sessizce sandalyesinde oturuşuna ve hücredeki ayak seslerinin ritmik yankısına adeta kilitlendi.
Ancak bir performansın 24 saat boyunca aynı ciddiyetle sürmesi zordur; hele ki sahne arkası ekibi dersine iyi çalışmadıysa.
Performansın 16. saatinde, İrlandalı yazar Emma Dabiri hücreye sorgucu olarak girdi ve Weiwei ile Çince-İngilizce bir sorgu seansı başladı. İşte tam bu noktada her şey kontrolden çıktı:
Çeviri Fiyaskosu: Sahnede duran ekrana yansıtılan ve Dabiri’nin kulaklığına beslenen eşzamanlı çeviri sistemi tamamen çöktü. Ekranda “hemenoty” gibi uydurma anlamsız kelimeler belirdi ya da Weiwei’in ağzından “Arzumuz sınırlıdır – sonsuz” gibi hiçbir mantığı olmayan cümleler döküldü.
Banal Sorular: Çeviri krizinin ortasında ne yapacağını bilemeyen Dabiri, durumu kurtarmak için son derece sıradan sorulara sığındı: “En sevdiğiniz kitap hangisi?” ya da “Manchester’da neden bu kadar çok iyi Çin restoranı var?” gibi derinlikten uzak sorular havada uçuştu.
Karizmayı Çizen Yanıt: Sorulardan açıkça sıkılan Ai Weiwei, birden İngilizceye dönerek Dabiri’ye hangi parfümü sıktığını sordu: “Kokusu çok güçlü, tüm sergiyi bastırıyor.” Dabiri’nin şaşkınlıkla seyircilere dönüp “Kokuyu alabiliyor musunuz?” demesiyle, o ana kadar çıt çıkarmayan salon kahkahalara ve alkışlara boğuldu. Tutsaklık illüzyonu o saniyede darmadağın oldu.
Dabiri’nin ardından sahneye çıkan radyo sunucusu Nihal Arthanayake durumu toparlamaya çalışıp, Weiwei’e sert bir tonla “Soruları ben soruyorum” dese de artık çok geçti. Ciddiyet barajı bir kez yıkılmıştı ve seyirci her şeye gülmeye hazırdı:
Salonda çalan bir telefona, politikacı Andy Burnham hakkında yapılan küçük bir espriye ya da ciddi bir soruya verilen lakayt bir cevaba seyirciler durmaksızın gülmeye başladı. Acılı bir tutsaklık hikayesi, bir saat içinde tuhaf bir kabare şovuna dönüştü. Weiwei, fırçalanan sorgucuya “Sen bir sorgucusun, teşekkür etmemen gerekir” diye müdahale ettiğinde, artık baskıcı bir devletin tutsağı değil; bizzat kendi şovunu yöneten dünyaca ünlü, rahat bir süperstar gibiydi.
24 saatin sonunda, prodüksiyon ekibi son bir dramatik hamleyle Weiwei’in kafasına siyah bir çuval geçirdi. Siyahlar içindeki iki sahne görevlisi, hücrenin önünü ahşap panellerle kapatarak dördüncü duvarı mühürlemeye çalıştı.
Ancak paneller yuvalarına oturmadı. Görevliler sahnede dakikalarca panellerle boğuştu; süre bittiğinde ve ışıklar söndüğünde 12 panelden sadece 6 tanesini asabilmişlerdi. Final anında izleyici Çin’deki sansürü ya da ifade özgürlüğünü değil, sadece sahnede ter döken o beceriksiz set işçilerini düşünüyordu.
Ai Weiwei’in büyük fikirlerle yola çıkan vizyonerliğini her zaman takdir etsek de, bu kadar yoğun ve izleyiciden sabır talep eden bir işte uygulama kalitesi her şeydir. Prova edilmemiş sorgular, test edilmemiş çeviri sistemleri ve çalışmayan set dekorları, sarsıcı bir dramayı trajikomik bir hale dönüştürebilir.
Sergi Bilgisi: Performansın da bir parçası olduğu “Ai Weiwei: Button Up!” sergisi, 6 Eylül 2026 tarihine kadar Manchester’daki Factory International’da görülebilir. Yolunuz düşerse, en azından sergi alanındaki diğer fiziksel işlere şans vermenizi öneririz; zira canlı performansın tortusu biraz hayal kırıklığı yaratmış durumda.