John Riddy’nin “Winter Landscape” Sergisi

TowerSokakLondra1 saat önce16 Tıklanmalar

Yıllarca boş bir tiyatro sahnesi gibi izlediğimiz, dekoru hazır ama aktörleri kayıp o sessiz Londra sokaklarına nihayet hayat geri döndü. John Riddy’nin Golden Square’deki Frith Street Gallery’de izleyiciyle buluşan yeni sergisi “Winter Landscape”, sanatçının o bildiğimiz insansız, donmuş şehir estetiğinde radikal bir kırılmaya işaret ediyor. Önceki serilerinde şehri adeta zamansız birer anıt gibi kurgulayan ve insan hareketini vizörünün tamamen dışında bırakan Riddy, bu kez kışın o soluk ışığı altında geçici olanı, yani insanı ve anlık devinimleri kadraja davet ediyor.

Ressam olarak eğitilen ama fotoğrafçılığı kendi kendine öğrenen Riddy için sanat tarihi, her zaman deklanşöre basan parmağını yönlendiren en güçlü pusula oldu. Bu yeni seride de ilhamını 17. yüzyıl Hollanda’sının o meşhur kış manzaralarından; Hendrick Avercamp ve Abraham Beerstraten’ın tablolarından alıyor. O klasik tablolarda donmuş nehirler ve göller nasıl ki sosyal hayatın çıplak birer fonuysa, Riddy de Thames Nehri’ni kompozisyonunun ana eksenine oturtarak şehre yüksek bir açıdan bakıyor. Kış aylarının o puslu ama net atmosferi, sanatçının stüdyodaki titiz düzenleme sürecinin ardından karşımıza biçimsel bir hassasiyet ve teknik doğrulukla çıkıyor.

Modern Bir Seurat Yorumu: Serinin en çarpıcı ve belgesel niteliği taşıyan karesi, Güney Londra’daki Burgess Park’ta çekilmiş. Eskiden endüstriyel bir bölge olan bu yeşil alanın ortasında; solmuş 1960’lar konut blokları, modern şehir silueti ve tüm heybetiyle yükselen The Shard arasında kusursuz bir geometriyle hizalanmış insan figürleri görüyoruz. Riddy, bu kareyi kurarken Georges Seurat’nın o ünlü Bathers at Asnières tablosuna selam duruyor; işçilerin nehir kenarındaki o donmuş, melankolik anını modern Londra’nın göbeğine naklediyor.

Geçtiğimiz günlerde Photo London vesilesiyle düzenlenen sanatçı sohbetiyle de arkasındaki entelektüel emeği perçinleyen bu sergi; John Ruskin’in otobiyografisinden Hokusai’nin tahta baskılarına, Gustave le Gray’in ışık oyunlarından modern sosyolojik gözlemlere uzanan devasa bir referans ağı taşıyor. Riddy bize gösteriyor ki; bir şehri asıl bütününe kavuşturan şey sadece onun kalıcı mimari yüzeyleri değil, o yüzeylerin gölgesinde kış soğuğuna rağmen yürümeye, durmaya ve var olmaya devam eden o geçici insan siluetleridir. 25 Haziran 2026’ya kadar açık olacak bu kış manzaraları, Londra’ya ve insana fırça tadında bir vizörden bakmak için harika bir fırsat.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3