Jean Dubuffet’in The Last 10 Years Sergisi

TowerSokakLondra30 dakika önce6 Tıklanmalar

Akademik duruşu, burjuva estetiğini ve geleneksel güzel tanımını elinin tersiyle iten bir adam… İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı o büyük enkazın ortasından çıkıp sanatı kendi vahşi kurallarıyla, yani Art Brut ile baştan yazan Jean Dubuffet, son nefesine kadar teslimiyeti reddeden bir ikonoklasttı. Londra’daki Waddington Custot, galeri ile sanatçının mirası arasındaki 50 yılı aşkın köklü bağın bir kutlaması niteliğinde, sanatçının ömrünün son dönemine odaklanan sarsıcı bir sergi sunuyor: The Last 10 Years. 13 Haziran’a kadar devam edecek olan bu odaklanmış seçki, Dubuffet’nin 1975 ve 1984 yılları arasında ürettiği, kuralları ve algıları nasıl son anına kadar esnettiğini gösteren 17 kilit tabloyu bir araya getiriyor.

Sergiye adım attığımızda bizi 1975 yapımı Paysage avec 6 personnages ve Paysage avec 4 personnages tabloları karşılıyor. Bu işler, Dubuffet’nin kariyeri boyunca saplantı derecesinde bağlı olduğu o en temel temayı fısıldıyor: İnsanın toprakla ve manzara içindeki mutlak erimesi. Önceki ünlü L’Hourloupe serisinin o katı siyah, beyaz ve kırmızı dünyasından sonra, bu yeni dönemde tuvalde patlayan canlı sarılar ve pembeler zihnimizi açıyor. Hemen ardından gelen Théâtre de la Mémoire serisindeki kolajlar, özellikle de 1976 tarihli başyapıt Le Malentendu, kesilip üst üste bindirilmiş kağıt fragmanlarıyla figürün ve arka planın nasıl birbirinin yerine geçebileceğini, zamandan azade bir özgürlükle kanıtlıyor.

1980’lere geldiğimizde, sanatçının doğrudan tuval üzerine boyadığı son büyük seri olan Partitions ile karşılaşıyoruz. Dubuffet burada insan figürlerini basit çizgisel kutuların içine hapsederek, beden ile yeryüzü arasındaki o kopmaz, ilkel bağı yeniden mühürlüyor. Hemen ardından gelen Psycho-sites serisi ise tam bir akıl dışılık ve özgürleşme kutlaması. Sanatçının deyimiyle “mekân fikirlerini mesken tutan karakter fikirleri” bunlar. Sergideki Site aléatoire avec 6 personnages tablosunda figürler o kadar flulaşıyor ki, birer hayalet gibi manzaranın içinde yok olmanın eşiğinde sallanıyorlar; adeta varlık ve yokluk üzerine derin bir meditasyona dönüşüyorlar.

Serginin görsel zirvesini ise 1983 tarihli Mires serisinin o nadir, devasa işleri oluşturuyor. Bu tuvallerde figür tamamen teslim bayrağını çekiyor ve yerini saf, atomik bir enerjiye bırakıyor. Hong Kong’un dükkan tabelalarından ve seremonik afişlerinden ilham alan parlak sarı Mire G 136 (Kowloon) ile adeta içten içe yanan bir ısı yayan derin kırmızı Mire (Boléro), dünyayı elementer düzeydeki o durdurulamaz harekete indirgiyor. Sergi, sanatçının 1984 yılında, ölümünden hemen önce tamamladığı Champ Psychophysique ile noktalanıyor. İnsanın topraktan nasıl filizlendiğini, onda nasıl yaşadığını ve nihayetinde yine nasıl o çevrenin içinde eriyip gittiğini anlatan bu eser, Dubuffet’nin dünyaya bıraktığı o son muazzam felsefi vasiyet niteliğinde.

Londra’nın o hızlı temposundan sıyrılıp, Dubuffet’nin insan deneyiminin çiğ enerjisini damıttığı bu psikolojik manzara odalarında kaybolmak, sanata dair bildiğimiz kalıpları bir kez daha yıkmak için harika bir fırsat. Bu serginin, sanatçının Paris’teki kuruluşu olan Fondation Dubuffet’de devam eden Pulsions sergisiyle eş zamanlı olarak kapılarını açtığını da not düşelim.

📍 Yer: Waddington Custot, 11-12 Cork Street, Londra W1S 3LT

🗓️ Sergi Tarihleri: 13 Haziran 2026 tarihine kadar

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3