
İstanbul’un Tophane kıyısında, denizin tuzuyla metalin soğukluğunun buluştuğu o eşsiz çizgide, Apartman No:26’nın İstanbul katında pencereleri ardına kadar açıyoruz. Şehrin kaotik ritminden, bitmek bilmeyen inşaat seslerinden ve dijital gürültüden biraz olsun uzaklaşmak; ama bunu yaparken dünyadan kopmak değil, dünyaya yeni bir gözle bakmak mümkün mü? İstanbul Modern, 19 Şubat – 18 Ekim 2026 tarihleri arasında bizi tam olarak bu sorunun peşine düşürüyor. Yeni sergi “Panorama: Hayaller ve Yerler”, fotoğrafın sadece olanı kaydeden bir tanık değil, yeni dünyalar inşa eden bir mimar olabileceğini kanıtlıyor.
Bu katın havası bugünlerde biraz puslu, biraz da rüyavari. 18 farklı sanatçının 2010’lardan bugüne uzanan üretimleri, müzenin 1. katındaki sergi salonlarını alternatif birer coğrafyaya dönüştürüyor. Eğer siz de Apartman’ın koridorlarında yürürken bazen yönünüzü şaşırıyor, gerçeklikle hayal arasındaki o ince çizgide asılı kalıyorsanız; bu “Panorama” tam size göre. Sergi, bir kaçıştan ziyade, nefes almanın yeniden mümkün olabileceği o saklı alanları keşfe çıkıyor.
Panorama: Hayaller ve Yerler, Türkiye’deki güncel fotoğraf sanatına dair sadece bir seçki sunmakla kalmıyor, aynı zamanda mercek temelli sanatın ulaştığı o devasa çeşitliliği de selamlıyor. Sergide sadece deklanşöre basılan o anın dondurulmuş halini görmüyoruz; yapay zekâ uygulamalarından arşivsel malzemelere, hareketli görüntülerden geniş ölçekli yerleştirmelere kadar uzanan bir görsel şölen bizi bekliyor.
Bu katın misafirleri olan sanatçılar, dünyadaki baskı ve çalkantılara karşı kendi içsel kalelerini inşa ediyorlar. İlgen Arzık’ın “Kaçış” adlı fotogramında olduğu gibi, bazen en karanlık andan bile ışıklı bir çıkış yolu yaratılabileceğini görüyoruz. Sergi, fotoğrafın sadece dünyayı yansıtmakla kalmayıp, yeni duygusal imgeler inşa edebileceğini; durmanın ve yeniden başlamanın aslında ne kadar hayati olduğunu hatırlatıyor.
Küratörlüğünü Çelenk Bafra ve Demet Yıldız Dinçer’in üstlendiği sergi, farklı kuşakların yer ve hayal kavramlarına bakışını yan yana getiriyor. Larissa Araz, Silva Bingaz, Yusuf Sevinçli, Metehan Özcan ve Cansu Yıldıran gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 18 sanatçı, soyut topoğrafyalar ve kurgusal portreler üzerinden bize yeni bir “biz” anlatıyor.
Sergiyi gezerken Apartman No:26’nın İstanbul katındaki o yüksek tavanların ferahlığını hissedeceksiniz. Her bir sanatçı, kendi kamerasını bir kazı aracına dönüştürerek toplumsal hafızanın ya da bireysel rüyaların derinliklerine iniyor. Burada sergilenenler sadece birer fotoğraf değil; her biri başka bir yerin, başka bir zamanın ve belki de hiç var olmamış bir hayalin kanıtı.






