Fatih Şimşek İnsan Atlası Sergisi

TowerSokakİstanbul11 saat önce49 Tıklanmalar

Mayıs ayının o son günlerini yaşarken, şehir koşturmacasından ve bitmek bilmeyen rutinlerden bir anlığına sıyrılıp ruhumuzu bambaşka bir frekansa ayarlamanın tam zamanı. Fatih Şimşek, Gala Galeri’de 7 Haziran’a kadar devam edecek olan “İnsan Atlası” adlı sergisiyle bizi tam olarak böyle, zamanın ve mekânın hükmünü yitirdiği, rüya benzeri bir varoluş coğrafyasına davet ediyor.

Şimşek’in tuvallerine ilk baktığınızda içinizi sarsan şey, canlılığın ve var olma hâlinin o çıplak enerjisi oluyor. Sanatçı, bildiğimiz gerçekliği öyle bir büküyor ve dönüştürüyor ki, kendinizi bir anda katmanlı, düşsel bir evrenin ortasında buluyorsunuz. Dağlar, toprak, ağaçlar ve bitkiler resimlerin her yerinde uyanıyor; ama hiçbiri alışık olduğumuz o klasik doğa manzarası fonu gibi durmuyor. Aksine, bizi ayağımızı bastığımız bu somut dünyadan koparıp sanatçının kendi elleriyle kurduğu o şiirsel alana fırlatan birer portala dönüşüyor. İşin en güzel kısmı ise, bu gerçeküstü atmosferin bizi bütünüyle dünyadan koparmaması. Renk geçişlerindeki o duru sadelik ve doğanın kendi öz harmonisine sadık kalınması, içimizde “hâlâ bu dünyanın içindeyiz” hissini usulca ve güvenle koruyor.

Peki ya o tuvallerdeki figürler? Onlar asla sabah işe koşturan, gündelik hayatın sıradan rutinlerini sürdüren karakterler değil. İnsan figürleri doğanın kalbinde, en doğal ve en yalın halleriyle karşımıza çıkıyor; ancak her biri kendi içsel hezeyanları, bunalımları ve derin duygularıyla orada var oluyor. Sanatçı, insanın dış dünyaya sunduğu o maskeyi tamamen söküp atıyor; bize o yüzün ardındaki durdurulamaz bilinç akışını ve mahrem duygu dünyasını gösteriyor. Üstelik bu bedenler yerlerinde sabit de durmuyor; renkler ve gölgeler aracılığıyla insan ile doğa arasındaki sınırlar tamamen silikleşiyor, bedenler birbirine karışıyor. İnsan doğanın içinde erirken, aradaki o kibirli çizgi yok oluyor ve ortaya bütüncül, devasa bir yaşam yapısı çıkıyor.

Bu muazzam bütünlüğün en kadim şahitleri ise hayvanlar. Tuvallerdeki hayvanlar, insana sadece eşlik eden figürler değiller; onlar doğanın ezeli ve ebedi ortakları olarak tamamen bağımsız bir varlıkla oradalar. Bu bağımsız duruş, insanın her şeye sahip olma, dünyaya hükmetme arzusunun ne kadar büyük ve imkânsız bir yanılgı olduğunu kibarca yüzümüze fısıldıyor. Üstelik bu dünyada saatler de işlemiyor; geçmiş, şimdi ve gelecek iç içe geçiyor, mekân hissi belirsizleşiyor. Fatih Şimşek, tuvallere serpiştirdiği fosillerle hem bizden önceki kadim yaşamın izlerini saklıyor hem de bizden sonra var olacak habitatların şifrelerini veriyor. Karşımızda zamandan ve mekândan tamamen bağımsız, sürekli dönüşen, birbirinin içine sızan ve durmaksızın akan bir varoluş hâli var. Hazır haziranın ilk günlerine adım atıyorken, kendinize harika bir sanat molası verin ve 7 Haziran’a kadar bu zamansız atlasın sayfaları arasında kaybolmanın tadını çıkarın.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3