Farkhondeh Shahroudi: Sürgün, Şiir ve “Widerruf ” Bir Dilin Anatomisi

TowerBerlinSokak4 gün önce101 Tıklanmalar

Her şeyin tek bir gecede, tek bir imza veya kâğıt parçasıyla geri alınabildiği; ateşkeslerin, insan haklarının, sınırların ve toplumsal sözleşmelerin her an iptal edilebildiği bir çağda yaşıyoruz. Galerie Barbara Thumm’un bugünlerde ev sahipliği yaptığı, İran asıllı Alman sanatçı Farkhondeh Shahroudi’nin Widerruf  başlıklı ilk kişisel sergisi, tam da bu tekinsiz belirsizlik döneminin ortasına düşüyor. Ancak Shahroudi bu iptal fikrini sadece karamsar bir felaket senaryosu olarak okumuyor; eski ideolojilerin ve çürümüş düşünce biçimlerinin yürürlükten kalkmasının, yeni ve özgür düşünce alanları açabileceğini de fısıldıyor.

1962 Tahran doğumlu Shahroudi’nin biyografisi, sanatsal pratiğinin o sert ama kırılgan omurgasını anlamak için hayati bir öneme sahip. Şah rejimine karşı devrime katılan genç bir kadın olarak 1990’da küçük oğluyla birlikte Almanya’ya sürgüne gitmek zorunda kalması, onun üretimindeki köksüzlük ve yerinden edilme hissini fazlasıyla açıklıyor. Önceleri odağında sadece resim olan bir sanatçıyken, geçen 30 yıl içinde pratiğini; görsel sanatlar, şiir, tiyatro ve aktivizmin kesiştiği o melez ve kontrol edilmesi güç alana doğru acımasızca genişletmiş durumda.

Bana kalırsa, bu çok katmanlı seçkinin en sarsıcı ve entelektüel açıdan en kışkırtıcı tarafı, sanatçının dil ile kurduğu o sakatlayıcı ve ardından yeniden inşa edici ilişki. Shahroudi’nin evreninde her şey kelimeler ve şiir üzerine kurulu; ama bildiğimiz anlamda, bize uslu uslu bir mesaj ileten geleneksel bir dil değil bu. Sağlak olmasına rağmen Almanca metinleri inatla sol eliyle yazıyor; anadili olan Farsça metinleri ise üst üste, tekrar tekrar yazarak okunaksız, titreşen ve kaotik bir süslemeye dönüştürüyor. Dil, onun elinde anlamı ileten şeffaf bir araç olmaktan çıkıp; bükülen, kopan, mekâna yayılan bedensel ve heykelsi bir malzemeye evriliyor. Fars alfabesinin bandajlanmış, adeta sargı bezlerine sarılmış harflerinden oluşan Sprachkette (2025) isimli siyah dal yapısı, dilin bu yaralı hâlinin en vurucu ve melankolik örneği.

Serginin kavramsal altyapısını incelerken, Batı modernizmi ile Doğu mistisizminin ne denli ustaca, neredeyse acımasız bir biçimde çarpıştırıldığını fark ediyorsunuz. Bir yanda Louise Bourgeois, Arte Povera ve Hans Bellmer’in o tuhaf, tekinsiz bedenselliği dururken; diğer yanda Mevlânâ’nın, Şii tiyatrosunun ve Paul Celan’ın derin şiirsel kederi dolaşıyor. Serbest duran çelik bir strüktürden tuhaf, karanlık meyveler gibi sarkan, siyah ipliklerle işlenmiş gövdelerden oluşan Gebild (2026) veya sentetik saçlardan örülmüş o narin, rahatsız edici perdeler… Tüm bu malzemeler —bisiklet iç lastikleri, kumaş parçaları, sentetik saçlar— gösterişten uzak yapılarıyla son derece demokratik bir zemine otururken, izleyiciyi varoluşun tekinsiz doğasıyla ve göçmenliğin ağır psikolojisiyle baş başa bırakıyor.

İçinde bulunduğumuz mayıs ayında Berlin sanat rotasının en şiirsel duraklarından birini sunan Galerie Barbara Thumm, bizi kelimelerin sessizleşip malzemenin ve yaranın konuşmaya başladığı sarsıcı bir deneyime davet ediyor.

Farkhondeh Shahroudi’nin bu çok katmanlı dil ve hafıza kazısı, 27 Haziran 2026’ya kadar Galerie Barbara Thumm’da incelenebilir.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3