
İstanbul, her sokağında başka bir hikâyenin fısıldandığı, tarihin ve bugünün iç içe geçtiği o devasa labirent… Bu kadim şehrin karmaşasında, bazen en güçlü sesler en sessiz olanlardan çıkar. 8. Uluslararası İstanbul Çocuk ve Gençlik Bienali kapsamında karşımıza çıkan Hilal Bayar, bizi tam da bu sessizliğin ortasına, bir çocuğun hayal gücünün sınırlarına davet ediyor. Sanatçının “Benim İçin Mutluluk- Umut Sınır Tanımaz” adlı projesi, sadece bir sergi değil; aynı zamanda savaşın, göçün ve kaybın ortasında kalmış ruhların “mutluluk” ile kurduğu o mucizevi bağı belgeliyor. Bu katın havası bugün biraz puslu ama bir o kadar da umut dolu.
Neden bu sergiyi mutlaka görmelisiniz? Çünkü Bayar, objektifini bu kez trajedinin kendisine değil, o trajedinin içinden sağ çıkan saf hayallere çeviriyor. Ukrayna’dan Filistin’e, Suriye’den Doğu Türkistan’a uzanan o geniş coğrafyanın acılarını, bir çocuğun elindeki pastel boyanın samimiyetiyle çarpıştırıyor. Okuyacağınız bu yazı, bir mağduriyet güzellemesi değil; aksine, çocuk kalbinin karanlığa attığı o renkli çentiğin hikâyesidir.
Hilal Bayar’ın projesi, aslında dünyanın en zor sorularından birini çocuklara yönelterek şekilleniyor: “Benim için mutluluk nedir?” Cevaplar ise kelimelerle değil, çizgilerle geliyor. Ukrayna, Filistin, Suriye, Sudan ve Doğu Türkistan kökenli çocukların kağıda döktüğü o dünyalar; güneşler, evler ve aile figürleriyle dolup taşıyor. Savaşın yıkıcı gerçekliğiyle kuşatılmış bu küçük eller, mutluluğu hala en saf haliyle tahayyül edebiliyor. Bayar’ın kurguladığı bu alan, çocukların sadece yaşadıkları acılarla tanımlanmasına karşı çıkan bir manifesto niteliğinde. Burada çizgiler, birer itiraz; renkler ise birer yaşam emaresi olarak beliriyor.
Genellikle savaş temalı sanat işlerinde çocukları birer pasif mağdur olarak görmeye alışkınızdır. Ancak Hilal Bayar, bu projede ezber bozuyor. Sanatçı, çocukları kendi anlatılarının başrolüne yerleştirerek onlara kendi dünyalarını kurma fırsatı tanıyor. Bu, bir sanatçının bir nesneyi fotoğraflamasından çok daha fazlası; bu, bir özneleşme süreci.
Her bir çizim, kişisel bir hafıza kaydı olduğu kadar, savaşın sert gerçekliğine karşı duran sessiz ama devasa bir direniş biçimi. Bayar’ın ifadesiyle; “Dünyanın karanlığına rağmen çocuklar mutluluğu çizmeye devam ediyor.” Bu cümle, apartmanımızın kazan dairesinden yükselen o dumanlı havayı dağıtıp, bizi taze bir nefes almaya zorluyor.
Hilal Bayar’ın bu derinlikli çalışması, 1–30 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek olan bienal süresince izleyiciyle buluşacak. Yıllardır fotoğraf pratiğinde çocukların dünyasına, onların bakış açısına odaklanan sanatçı, bu kez çizimi bir ifade aracı olarak merkeze alarak üretimini bambaşka bir boyuta taşıyor.
Sergi, izleyiciyi sadece “bakmaya” değil, “görmeye” ve empati kurmaya çağırıyor. Küresel sorumluluk kavramını sanatın o yumuşak ama keskin diliyle yeniden gündeme taşıyan proje, bienalin bu yılki en dikkat çekici duraklarından biri olmaya aday. Eğer yolunuz İstanbul’un bu sanat dolu rotasına düşerse, çocukların çizdiği o umut atlasına mutlaka yakından bakın. Çünkü bazen bir çocuğun çizdiği güneş, bütün bir dünyanın karanlığını aydınlatmaya yeter.
Sergi Detayları:
Sanatçı: Hilal Bayar
Proje Adı: Benim İçin Mutluluk- Umut Sınır Tanımaz
Etkinlik: 8. Uluslararası İstanbul Çocuk ve Gençlik Bienali
Tarih: 1 – 30 Nisan 2026
Konum: İstanbul (Bienal kapsamında belirlenen ana mekanlar)
Sence sanat, savaşın yıktığı dünyayı çocukların hayal gücüyle yeniden inşa edebilir mi?






