
Kentin tanıdık dokusundan sıyrılıp Tramway’in devasa galeri boşluğuna adım attığınızda, alışılagelmiş sergi deneyiminin çok ötesinde, zamansız bir boşluğun içinde süzülmeye başlarsınız. Burası, Edinburgh doğumlu sanatçı Rae-Yen Song 宋瑞渊’un şimdiye kadarki en iddialı ve kişisel dünyasının vücut bulmuş hali. Sanatçı, kişisel aile mitolojilerini, Daoizm’in akışkan felsefesini ve diasporik fütürizmi bir araya getirerek, ölümün karanlık abisinden yaşamın filizlendiği fantazmagorik bir su altı krallığı inşa ediyor.
Serginin merkezinde, Song ailesinin kolektif hafızasında yaşayan ve efsaneleşen bir figür yer alıyor: tua mak (Teochew lehçesinde “büyük gözler”). On üç yaşında Singapur’da denizde boğulan bu genç ata, sanatçının elinde trajik bir kayıp olmaktan çıkıp, sonsuz bir döngünün başlatıcısına dönüşüyor. Song, tua mak’ın bedensel yıkımını ve bu yıkımın sayısız mikroorganizma tarafından tüketilerek yeni yaşam formlarına evrilmesini hayal ediyor.
Bu noktada sanatçı, Çin mitolojisindeki ve Daoizm’deki ilksel varlık Pangu’nun yaratılış öyküsüyle paralellik kurar. Pangu’nun parçalanan bedeni nasıl dağlara, nehirlere ve havaya dönüştüyse, tua mak da okyanusun derinliklerinde dağılarak ekosistemin bir parçası, sürekli göç eden ve dönüşen bir yaşam formu haline gelir.
Galeri alanı, tua mak’ın fiziksel bir somutlaşması olarak görülen devasa bir yaratıkla, bir “microbeast~pagoda” ile kaplıdır. Bu devasa, eterik varlık galerinin tavanından tabanına yayılarak ziyaretçileri dokunaçlarıyla karşılar. Bu dokunaçlar, içine girilebilen ve keşfedilebilen tünel benzeri yürüyüş yolları olarak kurgulanmıştır.
Ses sanatçısı Flora Yin Wong ile iş birliği içinde hazırlanan, sürekli evrilen ses manzarası ve değişken ışıklar, bu mekânı tiyatral bir çevreye dönüştürür. Ziyaretçi, bu dokunaçların içinden geçerek yaratıcının merkezindeki kutsal alana, yani mantle kısmına ulaşır. Bu yolculuk, yabancı ve uyumsuz bir dünyaya yapılan bir içsel keşif gibidir.
Enstalasyonun tam kalbinde, her şeyin kontrol merkezi ve beyni olarak işlev gören yaşayan bir niş bulunur. Burası, Song ailesinin Edinburgh’daki evlerinden taşınan gerçek bir sucul kültürün barındığı akvaryumdur. Serginin tüm görsel ve işitsel unsurları, aslında bu göletteki mikroskobik yaşam formları tarafından yönlendirilir.
Sergi alanı sadece statik bir yerleştirme değil, aynı zamanda canlı bir tiyatro sahnesidir. Tavandan asılan ve makaralar yardımıyla indirilip kaldırılabilen heykelsi kostümler, sergi boyunca belirli aralıklarla gerçekleştirilen performanslara hizmet eder. Song ailesi üyelerinin beş metre uzunluğunda dev bir poliket (deniz solucanı) kuklasını taşıdığı halka açık geçit töreni, yasın ve akrabalığın kamusal bir ifadesine dönüşür.
Bu performanslara eşlik eden operatik aryalar, tua mak’ın ölümünü, bir annenin kaybını ve bu kayıptan doğan yeni yaşamın akışını dil ötesi bir anlatımla keşfeder. Sergi kapsamında sunulan her bir heykel nesnesi, aslında birer “adak” olarak tasarlanmıştır. Bu araçlar ve aletler, davet edilen eğitmenler ve katılımcılar tarafından kullanılarak, radikal bir umutla dolu geleceğin provasını yapmak için araçsallaştırılır.
“Daoizm’in doğayla uyumlu akışından beslenen bu pratikler; büyü, şifa ve öğretme yollarıyla sergiyi yaşayan bir ekosisteme dönüştürüyor.”
Rae-Yen Song, bu devasa projesiyle bizleri ölümün abisinden alternatif varoluş yolları inşa etmeye, mikroskobik olanla ata yadigârı olanı aynı düzlemde kucaklamaya çağırıyor.
Sanatçı: Rae-Yen Song 宋瑞渊
Sergi Başlığı: •~TUA~• 大眼 •~MAK~•
Tarih: 15 Kasım 2025 – 16 Ağustos 2026
Yer: Tramway, 25 Albert Drive, Glasgow, G41 2PE






